2025 YILININ FOTOĞRAFLARI

Bir total sefalet söz konusu olduğunda, o sefaletten kazançlı çıkan, her zaman, esas özne dışındaki herkestir.

Bir boşanma veya cinayet davasında örneğin, kazanan her zaman avukatlar olur. Boşanan çiftler veya öldürülen ile öldüren değil.

Türk satrancı uzun zamandır “ana özne” dışında herkesin mala çöktüğü bir düzene dönmüş durumda. Bu elbette her şeyin makyajlandığı mafya dizilerindeki gibi değil. Trajedisi kendi içinde saklı bir ölüm.

Türk satrancı 2026’ya girerken devletsiz.

Keza başına çökmüş akbabalar ve bu akbabalar devrinden medet umanlar sayesinde ölüm döşeğinde.

Dünyada aynı anda dört beş başkana sahip tek Federasyon sanırım Türkiye’dir, kantonla yönetilen 2-3 dilli İsviçre gibi ülkelerde dahi tek başkanlı bir Federasyon var.

Bizde İzmir Satranç ve Teknoloji Ltd. Şirketi (Özlem Apaydın Hanım) Federasyonu, Ediz’in Annesi Federasyonu, Evren Üçok Federasyonu ve Özgür Solakoğlu Federasyonu olmak üzere dört özerk federasyon sayabilirim.

Elbette vicdansızlık yapacak değiliz devletin de kağıt üzerinde bir Federasyonu var, mesela İş Bankası, kontratı feshedip giderken, arkasından bakma işlerine resmi olarak birileri bakıyor.

Şimdi gelin 2025’in en’lerini hatırlayalım ve ölüm döşeğindeki hastaya vazifemizi yerine getirelim.

YILIN FOTOĞRAFI

Fetullah Gülen Terör Örgütü’nün yaşayan 1 numaralı propaganda figürü Enes Kanter ile aynı fotoğraf karesine giren Kasparov ve Evren Üçok.

15 kişinin davet edildiği; halka, basına, dünya satrancına kapalı organizasynda Fetö figürü Kanter’in Freedom kitabının pazarlamasının yapıldığı günün fotoğrafı, Türk Satrancının ‘devletsiz’ olduğunun tesciliydi.

Türkiye Satranç Federasyonu Kasparov’u kınamadı.

Evren Üçok hakkında disiplin soruşturması da açmadı.

Oysa bunu yapması zorunluydu. Zira terörist örgüt üyesi olarak bir numaradan ve kitabının propagandasının yapıldığı en ciddi lansmandan bahsediyoruz (önceki yazımda detayları yer alıyor).

TSF bunu benim yazımdan öğrendi, bunu yazdım ama tek bir kınama veya yalanlama / doğrulama gelmedi.

Fethi Apaydın, başını kuma gömerek yaşama sanatının yeryüzündeki son temsilcisi sanırım çünkü günümüz iletişiminde ve dijital çağda, pek kumda saklanamıyorsunuz. Keşke internet olmasaydı. Ama var.

Elbette bu vaka soruşturulacak, büyük olasılıkla kovuşturulacak. Ama Türkiye Satranç Federasyonunun Fetö propagandasına sessiz kalması ve bu fotoğrafla yüzleşmekten korkması kaydedildi.

Evren Üçok’un tabiri ile “You have been warned” (üç ünlemle).

YILIN UTANCI

Bazen bir fotoğraf çok şey anlatır ve bir dönemi resmeder.

Masada gördüklerimiz ve görmediklerimiz.

Türkiye Satranç Federasyonu web sitesinden. Şu açıklama ile:

“Katar Doha’da düzenlenen 2025 FIDE Dünya Hızlı ve Yıldırım Satranç Şampiyonası kapsamında Millî sporcularımız, Türkiye Cumhuriyeti Doha Büyükelçisi Sayın Dr. Mustafa Göksu’yu ziyaret etti”.

Milli sporcularımız!

Eğer milli sporcularımızdan anladığımız başka  bir şey değilse veya Türk Dil Kurumu 2025 yılında bunun için yeni bir kelime çifti icat etmedi ise, iki sorun var:

1) IM Ekaterina Atalık masada yok.
2) Masada sporcu olmayan, resmi görevi de olmayanlar var.

Eğer maddiyatçı gözle ve başarı kıstasından bakacaksak, bu turnuvada en başarılı sporcu Ekaterina Atalık oldu. Herkes Yağız Kaan Erdoğmuş’u konuştu, onun partilerine odaklanıldı ama diğer yanda Ekaterina Atalık, 8 puanla 4-6 arasını paylaştı, averaj sonucunda, dünya şampiyonunun sadece yarım puan arkasından “Rapid Dünya Şampiyonasında Dünya Altıncısı” oldu.

Yayınlarda elbette Ekaterina Atalık veya Gülenay Aydın’ın partileri verilmedi, röportaj yapılmadı, rakipleri, oyunları duyurulmaya dahi tenezzül edilmedi.

Görmezden gelme hali. Sanırım yeni yetmelerin dilinde buna “ghosting” deniyor.

Oysa IM Ekaterina Atalık tek yenilgi ile bitirdiği şampiyonada iki dünya şampiyonuna kazandı; 9. turda Alexandra Kosteniuk ve 10. turda Mariya Muzychuk.

(Bir not: Yayıncılıkla palyaçoluğu birbirine geçiştiren çocukların aksine, Muzychuk, “Muzcuk” olarak telaffuz edilmez, kendisi Anamur kökenli veya meyve familyasından değil).

Büyükelçilik yemeğinde Ekaterina Atalık yoktu.

Bunun ayıbı büyükelçiye mi yazar bilmiyorum ama yoksunluk sadece bununla sınırlı da değildi.

TSF Başkanı Fethi Apaydın da yoktu.

O sırada Kırşehir Valisi’ni veya Jandarma Tabur Komutanını mı ziyaret ediyordu bilmiyoruz ama bir  günlüğüne milli takımının yanında yer alamayan bir Satranç Federasyonu Başkanına sahibiz.

Aşağıda yazacağım, 2025’in en ilginç dönüşümlerinden biri TSF’nin, bir siyasi parti gibi (adını da yazalım, DEM) bir eş başkanlık sistemine geçmesiydi.

Evet milli sporcuların davet edildiği masada kadın milli takımının en başarılı sporcusu yoktu ama kim olduğunu bilmediğimiz küçük bir çocuk (sporculardan birinin kardeşi olmalı) ve bir de sınıf annesi vardı.

“Sınıf annesi” diye özenle belirtiyorum çünkü ilkokullarda yaygın. Çocuklar birbirine tebeşir atmasın, ödevlerini yapıp defterlerini kaplasın diye, evde kalmaktan sıkılmış günümüz anneleri için kısa zaman önce uyduruldu bu.

Masadaki hanımefendi milli sporculardan birinin annesi ama resmi sıfatı yok. Masada örneğin Mustafa Yılmaz’ın veya Emre Can’ın annesi olmadığına göre, belli ki kendi kendisini akredite etmiş. Ve elbette bu “milli takım” kavramına aykırı her şeyden önce.

Düne kadar bu ülkede kafile kavramı vardı, milli takım bir kafile başkanı ile, milli kıyafetlerle (uniform) giderdi. Ne kadar uzak değil mi?

Ancak sınıf annesi veya dominant teyze belli ki durumdan vazife çıkarmayı seviyor; kurallara aykırı olarak ödül törenlerine çıkıyor, ödül alıyor (veliyi kürsüye çıkartan tek ülkeyiz), milli takımın davet edildiği yemekte, resmi görevi olmamasına rağmen baş köşede oturmak üzere bulunuyor.

Konunun duygusal bombardımana tutulmasına hazırlıklıyım, bunu peşinen belirteyim. Ama burası satranç ve hukuk sitesi, ikinci kelime maatteessüf hukuk. Hukuk ise her zaman kurallar ve ilkeler manzumesidir.

Sen dünya altıncısı olan sporcunu (koca ülkede o şampiyonaya katılmaya hak kazanabilmiş sporcunu) davet etmez ve başkan olarak o yemeğe katılmazken, sınıf annesinin oradan ne işi olduğunu izah etmek zorundasın.

Ama milli sporcumuz, ama yeteneğimiz, ama dehalarımız…

Değil. Öyle değil.

O masaya sıfatı olmayan veliyi torpil veya emrivaki kontenjandan “kafile başkanı” gibi oturtursan, ertesi turnuvada diğer milli sporcuların annesini, babasını, kardeşini oturtmak zorunda kalırsın.

Türk satrancını, sporcu annelerinin belirlediği bir yaşam formuna dönüştürürsün ki dönüştü de zaten.

Bu yüzden sınıf annesi, dominant teyze, her kimse; resmi görevi olmadığı sürece diğer anneler ne kadar imtiyazlı ise o da o kadar imtiyazlı olmalı. Anayasada eşitlik kavramı kaldırılmadı çok şükür.

Kurallar TSF için bile geçerli.

Olayın masaya oturanlar tarafı ise başlı başına yılın utancı. O da alt başlıkta:

YILIN BÜYÜMEMİŞLERİ

TSF’de bir görev tanımı olmayan sınıf annesi ile aynı masada yemek yiyebilirsiniz, ama bu resmi yemek ise ve daha önemlisi senin kader paylaştığın arkadaşlarının başarısının onuruna verilen bir milli takım yemeği ise:

Orada, dünya altıncısı olmuş takım arkadaşının neden bulunmadığını erkek gibi sormak zorundasın.

40 yaşına geldiniz ama hala 12 yaşındasınız. O yüzden başınıza sınıf annesi gönderiliyor ve halen ergenlikten çıkamamış pısırık, sessiz, ezik halinizle, önünüze sunulanı tıkınmak dışında bir fotoğraf veremiyorsunuz.

Verdiğiniz resim ancak 2025 Utanç Ödülünü alabilir. Tebrikler.

YILIN DÖNÜŞÜMÜ

TSF Eş Başkanlığı.

Dem Partisinden mi özendiler bilmiyorum ama durum fiilen bu. Bir Federasyon ve 4 Başkanlık!

1. Başkan: Deniz Apaydın.

Başkanlığın bir tarafı merkezi İzmir’de bulunan Apaydın Satranç Organizasyon Otelcilik ve Ticaret Limited Şirketi. Şirket unvanındaki “Otelcilik” kelimesine ayrıca dikkat çekelim.

Bu şirket Fethi Apaydın beyin şirketi, başkan seçilirken bu şirket altında faaliyetleri ve ana hissedarlığı devam etti, başkan seçildikten 3 ay sonra da tek hissesini eşine yani Deniz Apaydın hanıma devretti.

Yani TSF ile menfaat çatışması olan ve bir şirketin sahibi, TSF başkanı oldu.

Bu şirketin tek hissedarı iken başkan seçildi, başkan olduktan sonra eşine tek hissesini devretti. Şirketin tüm bordrolu ekibi TSF’de kurullara ve yönetime geldi.

2025 yılında da bizlerin aslında, bu şirketin TSF’nin hiçbir işine dahil olmadığına inanmamız isteniyor.

Tabii. Ben de Papa seçildim, henüz açıklanmadı. Kiliseye bağışlarınız için IBAN bilgilerimi lütfen isteyin.

Diğer yandan biz, kadın haklarına saygılıyız ve pozitif ayırımcıyız. Bir evde menfaat çatışması varsa biliriz ki hanımın sözü geçer. Bu sebeple, TSF ile işi olan kulüplerin, gerçek TSF başkanı Deniz hanımdan randevu almasını öneririm.

2. Başkan: Sınıf Annesi

Ödül törenlerinde podyuma çıkıyor, büyükelçinin milli takım için verdiği yemekte Kadın Milli Takımının dünya altıncısı sporcusu yok ama o baş köşede, muhtemelen yemeği de o düzenliyor.

Masada herkes memnun,

Bu meyanda eksik kalmasın: Özgür Solakoğlu TFS bütçesinden kaçıncı protokol yemeğini indirdi, kaç business class gitti, bunun ülkeye yararı ne oldu, iktisat ve istatistik biliminin neferleri, göreve.

3. Başkan: Evren Üçok

Gerçek Alfa.

Sene içinde Andreikinden girdi, Niemann’dan çıktı. FIDE’ye şikayet vaatlerinde bulundu. “Tüm zenginliğine rağmen g..ünün kalkmadığı” gibi vecizelerle yorgun akşamlarımızı şenlendirdi. Arada geçmişte Türkiye Gençler Şampiyonu olduğunu falan da iddia etti.

Yıl içindeki çalışmaları bununla sınırlı değildi.

Bir numaralı yeteneği Türkiye Birinciliğine göndermedi, aynı tarihlerde gözlere sokarcasına Monaco’da özel bir maça soktu, özel maç sonrası baby chess oynattı, videolarını yayınlattı.

Bir başka Türk Milli Takım sporcusuna, hile yaptığı yönünde ithamlarda bulundu, tehditler savurdu.

NewYork’ta “Kasparov – Enes Kanter Freedom” lansmanında yer aldı, Enes Kanter’in “Freedom” etiketli propaganda kitabının tanıtımının yapıldığı simültane gösterisinin özel davetli 15 konuğundan biri oldu.

Arada bir sporcuya 250 bin dolar, İSD’ye 80 bin dolar çatlattığını duyurdu. Özetle yılı dolu geçirdi.

2026 yılında kendisinden bir numaralı yeteneği Monaco vatandaşı yapmasını, İSD 1943 adını Evren 1943 olarak tadil etmesini bekliyor. Türkiye Gençler Şampiyonluğu dışında henüz bilmediğimiz başka birincilikleri de varsa (Menekşe Abla Kreş Birinciliği) bekliyoruz. Yeni yayınlar ve vecizelerde buluşmak üzere.

4. Başkan: Taze Bitti.

İş Bankası (idi).  Ne yazık ki taze bitti.

Ciddi bir söylentiye göre, Kadın Milli takım için ayırılan ve gönderilen bütçenin “ham hum şaralop” konulu bir etkinliğe harcanmasına dayanamayarak, terki diyar etti.

Doğru mudur? Değildir elbette.

Ama yukarıda da fotoğraf var, Kadın Milli takım sporcularından başka herkesin yumulduğu bir yemek fotoğrafı. Buradan görüyoruz ki TSF’nin kadına bakış açısı, maalesef bu.

Ben olsam, dünya altıncısı olan kadın milli sporcunun tek bir röportajının, fotoğrafının, analizli partisinin verilmediği; şampiyonaya katılan kadın sporcunun yer almadığı bir büyükelçilik yemeği sonrasında, sponsorluğu bırakmak bir yana, geçmişte verdiklerimi geri isterdim.

YILIN KELİMESİ

Muvazaa.

YILIN SORULARI

1) Yayıncılık için Türkiye Satranç Federasyonu nezdinde ne zaman hizmet alım ihalesi açıldı?

2) Bu ihaleyi kim kazandı?

3) Yayıncılık (broadcasting) için TSF’ye ne ödeme yapılıyor, gerek Türkiye Birincilikleri gerekse milli takımın iştirak ettiği yarışmalarda yayıncılardan hangi sözleşmeye göre ne bedel alınıyor? Bunun ne kadarı  bu yayının ana aktörlerine yani milli takım sporcularına veriliyor?

YILIN POSTU

Uyarıldınız!

Andreikin’in haberi var mı acaba, uykusuz kalmıştır çocuk.

YILIN UMUT VAAT EDENİ

Fethi Apaydın.

Türkiye Satranç Federasyonu Başkanı olabilir, sanki o kumaş var. Ama biraz daha ortaya çıkması ve projelerini anlatması lazım. Ayrıca eşinden de bazı izinleri almalı.

KENDİ ADIMA 2025

Halen disipline verilmedim. Sanırım mevcut sistemin beni disipline verme kudreti yok.

2026’da da yazılarım devam edecek ve umarım sıklığı artar. Disiplin Kuruluna verilen halkımıza, savunmalarında beni kullanmalarını öneririm. Saygılar.

2026 KEHANETLERİ

1) Fethi bey istifa edecek. Kasaba politikacılığına oynuyor ve belki hayallerinin vardığı en uç nokta Buca ya da Güzelbahçe Belediye Başkanlığı falan. Yine de kasaba politikacılığı için bile çok korkak.

Konuşmuyor, beyanat vermiyor, sorumluluk üstlenmiyor.

İş Bankası olayında tek açıklama yapamadı. Oysa basit iletişim, korkaklık kaldırmaz.

Muvazaayı açıklayamadı. Kasparov – Fetö (Enes Kanter) lansmanını açıklayamadı; Evren Üçok’u disipline veremedi, Kasparov’a kınama gönderemedi, FIDE’yi uyaramadı.

Evren Üçok bir milli sporcuyu itham ettiğinde ne ithamı soruşturdu ne sporcuyu korudu.

Bir numaralı sporcuyu Türkiye Birinciliğinde oynatamadı, aynı tarihlerde Monaco’da özel maç yapmasına karşı tavır gösteremedi.

Türkiye Birinciliğinde oynayan ve erken elenen bir sporcunun aynı zamanda yayıncılık yapmasındaki çelişkiyi anlamadı, Türkiye ikincisi olan sporcunun ise sadece broadcasting için ağladığını çözemedi.

Antalya karayolu üzerinde çalışan herhangi bir benzinci ne kadar satranç üzerine inisiyatif aldıysa o da o kadar alabildi. “Hiç” kavramının karşılığı oldu.

Bu sebeple kasaba politikacısı dahi olamayacak.

2) Sihirbaz Mandrake. Yeni TSF Başkanı olmak isteyecek ama olamayacak.

3) Evren Üçok. Ya devlet tarafından kovuşturulacak veya daha da güçlenecek. İkisinin arası yok. Güçlenirse, sadece iki yetenek üzerine kilitlenmiş olan Türk Satrancı iyice satranca yabancılaşacak.

4) 2025 yılında satrancı konuşmadık, iki yetenekli çocuğu konuştuk. Spor değil skor tartışıldı.

Amatörler yine turnuva bulamadı, yine oteller kazandı, kaynaklar ve sporun hacmi küçüldü, sponsorlar yok oldu. Türk satrancı kayıt dışı bir yaşama evrildi.

Türkiye Satranç Federasyonu, tarihinde olmadığı kadar şeffaflıktan uzaklaştı.

Bunların hiçbiri değişmeyecek. Amatörler yine turnuva bulamayacak, kulüpler (varsa) batacak, sistem fakirleşecek.

Bugün için hiçbirimiz TSF bütçesinin ne olduğunu, nasıl kullandığını ve teknik olarak iflas durumunda olup olmadığını bilmiyoruz.

Ben özellikle Özgür Solakoğlu’nun bir yıl içerisinde TSF bütçesinden kaç lira uçak ücreti, konaklama ve yurtdışı harcırah aldığını öğrenmek istiyorum.

Bazı sporcuların annelerinin ve babalarının TSF bütçesi ile yurt dışına götürülüp götürülmediğini öğrenmek istediğim gibi.

2026, iki yetenekli çocuk üzerine satrancın yıkıldığı ve sadece bu iki çocuğun skorlarının konuşulduğu, iki yetenekli çocuk üzerinden her kirliliğin halının altına süpürüldüğü bir yıl olmaya devam edecek.

5) 2026 yılının en ciddi konularından birinin yayıncılık (broadcasting) olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de şu anda yapılan dijital yayıncılık illegal, hiçbir hizmet alım ihalesi ve sözleşme üzerinden hukuken desteklenmiyor. 2026 yılında bu konu özel hassasiyet alanımdır.

Buraya kadar okuyanlara yeni yılları kutlu olsun.

Başa dönersek:

Bir total sefalet söz konusu olduğunda, o sefaletten kazançlı çıkan, her zaman ana özne dışındaki herkestir.

Ülkede satranç oyuncusundan çok satranç yayıncısı, satranç okurundan çok satranç yazarı, turnuvadan çok YouTube paylaşımı varsa, orada özne kaybolmuş demektir.

Ben buna total sefalet diyorum.

Bu sefalette kazananlar, sonradan görme zengin sponsorlar, onun deli aveneleri, sınıf anneleri, YouTuber palyaçolar. Kazananların içinde olmayan tek kavram ise asıl aktör, “satranç oyuncusu”.

Şampiyonluk yemeğine, Dünya altıncısı kadın sporcudan başka herkesin katılması ve göbek büyütmesi gibi.

Fotoğraflar öyle demiyor mu?

Ufuk Sezekkaplan
info@sezekkaplan.com

2025 YILININ FOTOĞRAFLARI’ için 2 yanıt

  1. Urla’dan herkese selamlar,

    Ekaterina Atalık, Türkiye Cumhuriyeti Doha Büyükelçiliğinde kurucu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün resim, fotograf vb. bir görseli olmadığı için salonu terk etmiş olabilir mi acaba?

    Beğen

  2. Çok teşekkür ederim. Terk edip etmediğini bilmiyorum ama Atatürk’ün resminin var olmaması bambaşka bir sorun tabii, tespitiniz haklı. Masada olmayan en değerli kişiyi unutmuşuz! Gerçekten üzücü bir tablo.

    Beğen

Yorum bırakın