CİNAYET MAHALLİ

Bildiğiniz gibi bu mecrada satrancın ve hukukun çakıştığı konuları analiz etmeye çalışıyorum. Uzun yazılarımın okur üzerinde zaman zaman yarattığı yorulmanın da haliyle farkındayım.

Bu sebeple bu yazım, 3-4 gün sonra, tahminen 21 Ağustos Perşembe gün içinde yayınlanacak sonraki yazımın ön girişi niteliğinde olacak. Nispeten daha kısa ve ana başlıkları içerecek şekilde…

Bugün cinayet sahasının bir krokisini vereceğiz.

Şimdi aşağıda sıralayacağım şu akışı okuyalım. 21 Ağustos’ta detaylandıracağız.

1.) VAKA HAKARET DEĞİLDİR. TEHDİT VE “SUÇ UYDURMA” SUÇUDUR.

Yapılacak en ciddi teşhis hatası vakanın hakaret ile sınırlı tutulmasıdır. Bu, vakayı “şikayete bağlı suça” indirger. Oysa vaka kamusaldır. İşlenen suç, tehdit ve suç uydurmadır. Eylemin esas muhatabı TSF’dir.

2.) TEHDİT SALT KİŞİLERE DEĞİLDİR. DEVLETE YAPILMIŞTIR.

Tehdidin “devlete yapıldığı” kısmı sert gelebilir. Ancak tehdit, devlet organizasyonunadır (Süper Lig) ve bu yüzden kamusaldır.  Suçlama, Süper Lig Organizasyonunun hırsızlık kapsamında olduğunu ilan etmektedir.

TSF milyon dolarlık hacmin başında olduğu gibi 10 yaşındaki temyiz kudreti sınırlı çocuğun da hamisidir. TSF bir numaralı organizasyonunun namusundan da sorumludur (+ TCK 271).

3.) TEHDİT VE HAKARET EDİLEN ÇOCUK 16 YAŞINDADIR.

16 yaşındaki çocuğun dünya sıralamasındaki yeri bir yana: O, hukuken bir çocuktur. Gözetime tabidir. Örneğin izinsiz sözleşme akdedemez. Ailesi ve Devlet tarafından tam korunması gerekir.

4.) SUÇ İSNADI VARSA, ÇOCUKLARIN AD VE SOYADI PAYLAŞILAMAZ!

Bu hatayı ben dahil hepimiz yaptık! Kendi adıma özür dilerim, önceki yazımı tamamen düzelttim.

Hakkında suç isnat edilen küçüklerin hiçbir yayın ve haberde tam adı ve bilgileri paylaşılmaz. Vakaya konu çocuğun adı her ortamda, canlı yayında paylaşıldı, paylaşılıyor.

TSF bunu engellemeyerek, paket gibi taşıdığı sözde hukukçuların “h” harfinden haberi olmadığını gösterdi.

Suç isnat edilen 16 yaşındaki çocuğun isim ve soyadın tam paylaşılması hukuka aykırıdır. Yalnızca baş harfler (örneğin “M.D.”) kullanılabilir. Aksi halde hem çocuğun haklarının ihlali hem de ikinci bir suç söz konusu olur.

5.) TEHDİT VE SUÇ İSNADI BİRDEN FAZLA KİŞİDEN (ÖRGÜTLÜ) GELMEKTEDİR.

Selim Gürcan vasıtası ile isnat devam ettirilmiştir. Suçlamada bulunanlar şuna dikkat etmelidir. Suça birden fazla kişi bilerek ve isteyerek iştirak ediyorsa, suç örgütlü olur.

6.) EVREN ÜÇOK KİŞİSEL VASIFLARI HAKKINDA YALAN BEYANDA BULUNMAKTADIR.

Evren Üçok, LinkedIn sosyal medya hesabında kendisini, 18 yaş altı, gençler ve diğer kategorilerde Türkiye Satranç Şampiyonu olarak lanse etmektedir. Bu yalan beyandır, ahlak bir yana, müstakil bir suçtur.

Bir yalancıya, sırf para saçıyor diye, sözleşme yapma kudreti bile olmayan küçük çocukların geleceği ve planlaması devlet eliyle teslim edilemez.

7.) ÜÇOK’UN HALKI YANILTMAK DAHİL TÜM EYLEMLERİ TAHTINDA KONTRATLARI FESHEDİLMELİDİR.

TSF, Türkiye Gençler Şampiyonu olduğunu iddia eden bir yalancıdan (veya akli dengesi bozuk ise bir deliden) isterse asteroit kuşağına drone ile teslimat yapan şirket sahibi olsun, sponsorluk alamaz.

Yaşı küçük hiçbir sporcu, kamuya bu hacimde yalan beyanda bulunan bir kişi himayesine teslim edilemez.

8.) KONU KAMUSALDIR, TSF DİSİPLİN KURULU, SORUŞTURMA AÇMAK MECBURİYETİNDEDİR.

Konu Disiplin Kurulu açısından opsiyonel değil, mecburidir.

Hile, dolandırıcılık, hırsızlık, ne derseniz deyin, bu isnada göre bu organizasyonda, teknik olarak bu suç işlenebiliyor demektir. Andreikin bu seviyede bu kadar kolay hile yapabiliyorsa, başkalarının yapmadığına bizi kim ikna edebilir?

Disiplin Kurulu öncelikle Üçok’un, Selim Gürcan’ın ve dijital medyada bu konuda isnatta bulunan herkesin yazılı ifadesini almalı, disiplin soruşturması açmalı, kararını da duyurmalıdır.

TSF, suçlananların, kulüp yöneticilerinin de ifadelerini almalı, ortada hile olduğuna veya olmadığına açıkça karar vermelidir. Hile tespit edilirse organizasyon iptal edilmelidir.

9.) SORUŞTURMA SONUNDA YA ÜÇOK VE EKİBİ VEYA SPORCULAR, SAVCIYA ŞİKAYET EDİLMELİDİR.

Yapılacak disiplin soruşturmasından sonra Üçok ve ekibi hakkında (veya tersi: Hile tespit edilirse, hile yapan sporcular ve takım yöneticileri hakkında) şike soruşturması başlatmalıdır. Soruşturma sonunda dosya, sportif suçlara bakan Savcılığa teslim edilmelidir.

10.) KUTUPLAŞMA.

Bir sporcunun, başka sporcu lehine hedefe oturtulması zamanla kamuoyu ile sporcular arasında kutuplaşma yaratır. Bunun yolu açılırsa, 250 bin dolarların uçuştuğu bu kör ortamda Türk Satrancı, kendi paşa sanan “diggerların” Türk Satrancı üzerine ayar verdiği bir mahalle kavgasına evrilir. Devlet kutuplaşma yaratamaz.

Devletin olduğu yerde sadece devlet konuşur. Mahalle karıları veya külhanbeyleri değil.

11.) YAĞIZ KAAN ERDOĞMUŞ KİME BAĞLIDIR ? DEVLETE Mİ, EVREN ÜÇOK’A MI?

Net soru. Yarın, Evren Üçok, 2.800 hedefi için, sporcuyu Milli Takımdan çekebilir mi?

12.) TSF, BİR ŞİRKET FEDERASYONU DEĞİLDİR.

Türkiye Satranç Federasyonu, yasa gereği TSF emri altında olan bir şirket tarafından yönetilemez. Açık menfaat ilişkisi giderilmelidir. Fethi Apaydın’ın yetki sorunu vardır. Görevden alınmalıdır.

13.) TÜRK SATRANCI BÜTÜNDÜR. PARA AVCILIĞINA İNDİRGENMEMELİDİR.

Baştaki argümanım: 10-16 yaş arası çocuklardan bahsediyoruz ve bu çocuklar henüz sınırlı ehliyetli.

Ama kaderleri etraflarındaki bir grup gold digger tarafından tayin ediliyor görülüyor. Yeni dönem Türk Satrancı, bir şirkete (Apaydın Satranç) ve iki çocuğun finanse edilmesi üzerine gelişen bir tekelleşmeye dönüştürülüyor.

Apaydın Şirketindeki personele dağıtılan pozisyonlar ve kendisini Türkiye Gençler Satranç Şampiyonu ya da paralel Federasyon zanneden birinin delüzyonları.

Türk Satrancını sadece iki yeteneğin skor yapması üzerinden “Big Money” peşinden koşmasına indirirseniz, elin delisi, evin delisini bastırır. Satranç, devletten uzaklaşmıştır.

14.) KARA PARA VE VERGİ.

Bir banka hesabına 185.001 Türk Lirası yatırdığınızda, bunun kaynağını beyan etmek zorundasınız. Belli hacimdeki her paranın üzeri MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) tarafından resen denetleniyor.

Üçok’un legal bir işadamı olduğundan şüphe duymuyorum, burada bir “kara para” isnadım yok.

Ama Türk Satrancında sponsorluk çok disiplinsiz ve tehlikeli gelişiyor. Sponsor adaylarının muhatap kitlesinin 10-16 yaş arası çocuklar olması, konuyu daha da hassas hale getiriyor.

Konu, devlet kontrolü olmazsa, net söyleyeyim, çocuk istismarına kadar uzayıp gidebilir.

Ayrıca konu yetişkinler için de önemli. Falanca bir kara para aklayıcısının savurduğu binlerce dolar, günü geldiğinde masum sporcuların devlet savcıları tarafından soruşturulmasını gerektirebilir.

Yetişkin sporcular: Aldığınız her kuruşun sponsorunun kurumsal olmasının kontrol sorumluluğu sizdedir.

Bu sebeple her sponsorluk TSF filtresinden geçmeli, tümünde TSF 3. imza olmalıdır. İş Bankası bir kurumsal sponsorluktur. En temiz örnek budur, örnek bunun gibi olmalıdır.

Önceki yazımda yer aldı. Bir çocuğun ailesine verilen şu bedelin vergisi ve bildirimleri yapılmış mıdır, TSF bu akışın neresindedir?

Detaylar önemli değil yazılmış.

Yok, o öyle değil. Şimdi iki kelime yazayım mesela. Bakın bir anda nasıl önemli olacak:

Maliye ve Vergi.

15.) FIDE, YARGI DENETİMİ VE REEL SPONSORLAR.

Üçok üzerinden gelişen bu vaka, temiz ve kurumsal sponsorluk veren ve bunu bir normatif kalıba göre sürdüren İş Bankası’nın marka değerini de alt üst eder özelliktedir.

İş Bankası, içinde hilenin cirit attığı bir organizasyonun mu üst kimliği midir?

FIDE, İş Bankası, devletin denetim kanalları ve FIDE, üzerinde hile lekesi taşıyan bu organizasyon ve diğer süreçler hakkında bilgilendirilmelidir.

Bu bilgilendirme mutlaka ve ciddi bir formda yapılacaktır.

—————

Kısa dedim ama uzun olduysa affola.

21 Ağustos Perşembe ve sonrasında,  hukuk perspektifinden, daha analitik bakmaya çalışacağız.

Konunun farklı kanallarda da objektif tartışılmasını umut ederek ayrıca, uzun zamandır pasif olan, Özgür Satranç Forumda da bunu daha kısa ve hedefe yönelik olarak, tartışmaya açacağım.

İyi kalmak ve tartışmak elimizdeki tek silah. Türk satrancına bulaşan virüslerin kökü kazınana kadar.

Ufuk Sezekkaplan
info@sezekkaplan.com

CİNAYET MAHALLİ’ için 5 yanıt

  1. 8.) KONU KAMUSALDIR, TSF SORUŞTIRMA AÇMAK kısmında

    SORUŞTURMA olmalı

    ayrıca

    AVCILIĞINA İNDİRGENMEMELİDİR.

    kısmında hepsi BOLD olmalıdır

    Saygılarımla

    Beğen

    1. Uğuray bey, bu blogdaki sistemin özelliği nedeniyle, yazıyı ancak yayınladıktan sonra ve 10-15 dakika içinde tekrar kontrol edip düzeltebiliyorum. Uyarı için teşekkür ederim, başka hatalar da vardı, düzeltmiş oldum. Saygılar.

      Beğen

  2. Öncelikle sevgili Uğuray Özalp‘e selamlarımı sunuyorum. Yazar cinayet var diyor, siz yazıda bir yer bold olmalı diyorsunuz. Daha derin olmalıyız diye düşünerek sizi konunun iç işlerine davet ediyorum.

    Ufuk Bey’in, namı değer mojo jojo’nun Türk satrancına çok uzun zamandır nitelikli, samimi ve yapıcı yazılar yazarak satranç kamuoyunun dikkatini namuslu, dürüst ve şeffaf olmaya çekmeye çalışması ilgili tüm kişiler tarafından bilinmektedir. Ben üçüncü taraf olarak konunun tüm çıplaklığı ile tartışılması ve özellikle TSF tarafında adı geçen arkadaşların satranç kamuoyunu aydıntlatması gerektiğini düşünmekteyim.

    Bence söz konusu yazı Evren Üçok ve TSF ile sınırlı değildir, TSF’nin özellikle 2000 yılından bugüne kadar gelen 25 yıllık yanlış seçim sistemi, başıboş, düzensiz, hesap vermeyen, yönetimi sorgulamayan muhalefet, gelecek planı yapamayan niteliksiz kadroların oluşturduğu bir sonuçtur. Bu düzen böyle devam etmemelidir.

    Tüm iyi niyetimle özellikle TSF Başkanı sevgili Fethi Apaydın’ın ve ilgili kişilerin bu ve benzeri konularda kamu oyu açıklaması yapması ve konuyu derinlemesine takip ederek bizleri aydınlatmasını arzu ediyorum.

    Urla’dan sevgiler…

    Beğen

  3. Ufuk Bey sizi tebrik ediyorum…

    Birkaç gün önce şöyle bir tespitte bulundunuz.

    11.) YAĞIZ KAAN ERDOĞMUŞ KİME BAĞLIDIR ? DEVLETE Mİ, EVREN ÜÇOK’A MI?

    Net soru. Yarın, Evren Üçok, 2.800 hedefi için, sporcuyu Milli Takımdan çekebilir mi?”

    Yorumum aşağıdadır;

    Son rakamı çift olan yıllarda en önemli takım turnuvası hiç şüphesiz iki yılda bir yapılan satranç olimpiyatlarıdır. Fakat tek yıllarda yapılan en önemli takım turnuvası Avrupa Takımlar Şampiyonasıdır ve tüm ülkeler en güçlü kadroları ile katılırlar. Bugün ilan edilen milli takımda Yağız Kaan Erdoğmuş yok. İş Bankası süper liginde çok başarılı bir performans sergilemesine rağmen milli takımda olmaması kabul edilemez. Ulusal takımın üzerinde bir değer düşünmüyorum ve bu durumun sorumlularını şiddetle kınıyorum.

    Enis Bilyap

    Beğen

    1. Teşekkür ederim, sevimli bir tahmin değil ve sanırım benim gibi başka gözlemleyenler de olmuştur (ne yazık ki kimse yazamıyor).

      Türk Satrancı maalesef dönüşüm içinde (değişim değil) ve bu dönüşümde, toplumun her sahasına nüfuz ettirilmek istenen “Devletsizleştirme” de maalesef burada karşımızda. Türk Satrancı da devletsizleşiyor.

      Yarınki devam yazımda temas edecektim, bu vesile oldu, kısa bir giriş yaptık. Selam ve saygılarımla.

      Beğen

Yorum bırakın