SPOILER

Söz verdiğim üzere bir final yazısı yazıp, blog faaliyetime son verecektim.

Yok, son vereceğim Nilüfer abla, söz verdik artık, panik yapmaya gerek yok.

Ancak uzun zamandır araya giren sayısız iş, rapor, yazışma derken bu son yazı bir türlü yazılamadı. Bu yüzden beni de bağlaması için, kendime (Frenklerin deadline dediği) bir son süre vererek, buraya da bir ön hatırlatma olarak girmek istedim.

Yani bu yazının amacı, gelecek hafta 12-13 Haziran’da planladığım son yazıyı haber vermek.

İçinde umuyorum ki fazla rezillik olmayacak (yani Türk Satrancı hakkında yazmayacağım). Son yazının konusu, dünya ve Rus edebiyatının en güçlü eserlerinden biri, içinde politbüro, sansür, bilim, sinema tarihinin en güzel soundtrack’i ve Botvinnik’in karanlık yüzü var.

Umarım beğenilir.

Yine de gitmeden kendimi tutamayarak ve bu ön yazıyı (spoiler) bahane ederek, birkaç şey sıkıştırmak istiyorum.

1. Bir Yalan Bir Gerçek (Satrancı Çok Özledik – Alize Tatil Köyünde Açık Büfe, Her şey Dahil)

Beş Yıldızlı Otel Sezonu Açılmıştır. Foça Alize Tatil Köyü Gururla Sunar.

Oysa aylardır beynimiz ne güzel yıkanıyordu, Turnuvasız kalan çocuklar, satranca acıkan profesyoneller, pandemide yüz yüze oynayamayan Türk gençliği. Birbirimizi özledik, notasyonu özledik, dersleri özledik, öğrencilerimizi özledik.

Bir Allah’ın kulu da beş yıldızlı otellerde kafa çekmeyi özledik demedi yalnız.

Neyse, bu hasret sürerken, sayın Fethi Apaydın, geçen sene, pandeminin ortasında, covidin göbek attığı dönemde, el ele tutuşan çocuklarla, maske mesafe kontrolü olmadan, arada Mustafa Yılmaz’ın covid kaptığı veya kapmadığı, tuhaf bir turnuva düzenledi.

Pandeminin tam ortasında bu ani halka açılma girişimini neden Türkiye Satranç Federasyonu üstlenmedi de özel bir kulüp üzerine aldı, ilginç bir muamma. O salgın döneminde iki kişi karşı karşıya limonata içemezken, bu yetki kimden nasıl alındı, bu kendine güven nereden geldi, maalesef bunları bu köşeden başka soran olmadı.

Marmara denizinde müsilaj tabir edilen bir tortu var ya. Araştırma yapacak bilim adamları denizleri bıraksınlar, Türk Satranç camiasından başlasınlar. İçe kapalılığın, oksijensizliğin, çamurdan bir tabaka yaratıp altında nefes almadan yaşamayı başarabilmenin en sosyopat örneği burada.

Eleştirisiz, tartışmasız, övgülerle yaşayan ve herkesin “hocam” olduğu bir dünya.

Kazara çizgi film kanalında Şirinler’i izlesek, arada muhalefet görebiliriz, biri Şirine’ye ters falan yapar. Türk satrancı kadar homojen ve steril bir ortam, hayal aleminde bile yok.

Şimdi yine satranç açılıyor.

Ama yine TSF ortada yok ve açılışı yine aynı özel kulüp yapıyor.

Bir ülkenin satrancını çaktırmadan yönetmek mümkün mü?

İşte Fethi bey bunu yapıyor. Gerçekten çok takdir ediyorum, en kritik kararları almak, Türk Satrancının en kritik eşiklerinde sistemi açıp kapatmak, koca ülke satrancını çaktırmadan yönetmek büyük iş.  

Özel kulüp ifadesi de biraz lafın gelişi .

Türkiye’deki devlet destekli, tek kulüp demek daha doğru.

Başka bir kulübün ne sahibinden ne yandaşından ne Federasyonundan böyle bir propaganda yok. Apaydın Satranç ise neredeyse akşam eve giderken apartmanın merdiven boşluğundan karşımıza çıkacakmış gibi geliyor.

Özetle, satrancın normalleşmesi zamanı geldi ve tahmin edildiği gibi bu ulvi görev yine “de facto” Apaydın Satranç Kulübüne tevdi edildi.

Burayı kadarını anladık. Aferin. Hatta bana ne?

Anladık da. Bu böyle mi olmalıydı?

Hani vaatler? Hani pırıl pırıl hale getirilen o algılarımız?

Gerçekten böyle mi olmalıydı?

Türk satrancı, İzmir’in merkezinden 72 kilometre uzaklıkta 5 yıldızlı bir tatil Köyünde, Foça sosyetesinin göbeğinde, iki gece konaklamalı mı açılmalıydı? Derin Mermerci’yi çağırsaydınız bari turnuvaya ya da Bodrum’da sezonu açıp şezlonga çökmediyse, Eda Taşpınar hanımefendiyi.

Neyse, dağıtmayalım.

Her zamanki samimiyetsizlik, yalan ve duygu sömürüsü.

Türk Satrancının geri kalmasına, çocukların turnuva bulamamasına ağlayanlar, ilk turnuvayı İzmir’den 72 kilometre ötede, Alize Tatil Köyünde açıyorlar.

Oysa olağanüstü bir dönemin kapanıp normalleşmenin başlaması, adı üzerinde “normal” kavramı üzerinden olmalı.

Açık hava satrancı mı? İzmir’de örneğin Ege Üniversitesinden veya falanca Kamu Kurumundan rica edersiniz (bahçe kıtlığı yok çünkü), size bir alan tahsis ederler ve turnuva açlığını bastırırsınız.

Oysa sizin bastırmak istediğiniz açlık, lüks otel açlığı. Hem otel mutlu olsun hem otelde kalacaklar. Şimdi Foça da serindir, akşamüstü imbat, rakıya buz falan.

Peki satranç veya çocuklar bunun neresinde?

İki gecelik konaklama ve tam pansiyon ödemesinin kredi kartı slibinde.

Şimdi Foça’da, İzmir’den 72 kilometre ötede, 5 yıldızlı Alize Tatil Köyünde apar topar ve büyük bir panik-histeri ile düzenlenen bu turnuva bize neyi gösteriyor:

– Aç olan çocuklar değil.
– Aç olan satrancın kendisi de değil.

Makul bir ülkede, devletin Federasyonu, hiçbir kulübe imtiyaz sağlayamaz. Ülkenin Federasyonu her kişi ve kulüple mesafeli olmalıdır, tarafsız olmalıdır, kamu kaynağını, yetkisini dengeli ve hakkaniyetli paylaştırmalıdır.

Normalleşme sonrası bir satranç etkinliği yapılacaksa bunu devlet açar, devlet başlatır, devlet yürütür.

Ülke satrancı İzmir’de bir kulübe devir ve temlik olduysa, yetkilisi bunu ilan etsin.

Bu fasılda muhalefete de iki kelam edelim.

Sistemden niye rahatsız olduğunuzu hatırlamak ister misiniz?

Satrancın paraya, ranta dönüşmesine, tatil köylerinde animasyona evrilmesine olabilir mi?

Yağ çekmeyin demiyorum, hiç yağ çekmeden, övgülere boğmadan olmaz. Yılların alışkanlığı var.

Ama bir düşünün. Yıllarca Antalya Otelleri döngüsü sizde hiç mi bir şeyler uyandırmadı? Ülke satrancının batmasına, ülkede ot bitmemesine bu 5 yıldızlı otel döngüsü neden olmadı mı?

Sonraki muhtemel başkanınızın bu eylemi size “böyle geldi böyle gidecek” mesajı vermiyor mu?

2. Melih Çiçek Dışında Hakem Yok mu?

FIDE Dünya Kupası Avrupa Hibrit Eleme Turnuvası hakemi niye Melih Çiçek?

Şundan soruyorum, Melih bey 11 Ağustos 2018 tarihinde Türkiye Satranç Federasyonu tarafından disiplin cezasına çarptırılmış, 3 ay hak mahrumiyeti almış bir kişi. Tarih 2018, pandemi dönemindeki 1,5 yıllık kesintiyi çıkartırsanız, satrancın aktif olduğu son senenin içinde.

Şimdi bir hakeminiz hakkında disiplin işlemi uygulayıp, akabinde ülkede hakem yokluğu yaşanıyormuş gibi niçin onu, Türkiye’nin dış dünyaya temsil edildiği ilk ve en ciddi organizasyona tayin edersiniz?

Melih bey, Apaydın Kulübünün antrenörü ve alt yapı gelişim sorumlusu olduğuna göre, soruyu şöyle soralım: Türk satrancı bir kulübe mi teslim olmuş durumda?

Türk satrancı ile kazara ilgileniyorsanız, tuhaf bir şekilde nereye bakarsanız bakın, birkaç yıldır hep aynı kişileri görüyorsunuz. TSF yorumcusu, pandemi turnuvası, ilk dış turnuvanın hakemi…

Yukarıda uyarımı yaptım. Apartmanda merdiven kullanıyorsanız dikkatli olun.

3. Başarılı mı başarısız mı?

FIDE Dünya Kupası Avrupa Hibrit Eleme Turnuvası’na 7 sporcu ile katıldık. Turnuvanın sonucunu öğrenmek isterseniz, ciddi bir vakit ayırıp, data mining yapmanız lazım (ve sonunda bitcoin üretme şansınız daha fazla).

Zira TSF sitesinde son haber, turnuvanın başlangıcına ait. Yani başladığını biliyoruz.

Ama turnuva nasıl bitti, kim kaçıncı, kim nereye gidiyor, artık “iyi sıhhatte olsunlar”a sormanız bekleniyor sanırım.

Satranç sosyal medyası ise zafer çığlıkları atıyor.

Benim tüm bu olup bitenden anladığım ise çok farklı.

Öncelikle, bu şampiyonaya 7 sporcu ile katıldık.

4 sporcumuz ön eleme faslında elendi.

3 sporcumuz 36 kişinin katılabileceği final grubuna kalmak için eleme maçları oynadı. Burada da Büyük Usta Vahap Şanal, Ermeni Büyük Usta Gabuzyan’a elendi.

Böylece 36 kişilik final grubuna 2 sporcumuz, Büyük Usta Yılmaz ile Can kaldı.

36 kişilik final grubunda Mustafa Yılmaz ve Emre Can, 25. ve 30. oldular (9 turda 3,5 puanla).

Bu kadar.

Bu sonuç başarı mı?

Teknik olarak değil. Ama önemi de yok. Satranç bireysel spor. Şanal bugün elenir, yarın Avrupa Şampiyonu olur.

Önemi olan, Satranç Federasyonu’nun tavrı. Sen ortada hiçbir veri yokken kocaman kocaman “bekle bizi dünya şampiyonası” diye gösteri yapıp, yedi sporcu ile girdiğin şampiyonadan iki sporcu ile 25 ve 30.luğu alıp çıkarsan, e bunu sorarlar.

Diğer yandan bu başarısızlık ustaların değerini düşürmez. Ama sağlıklı ortamlarda bu tartışılır.

Kendisinden kaçan ruh hastaları gibi, turnuva başlangıcını yazıp, sonucunu gizlemek ise dünyada sadece bizim ülkede olabilecek bir şey.

Ustalara geçmiş olsun. Bireysel sporda elenmek, eksi skorda bitirmek, arada başarılı olamamak işin doğasında var.

Ama yıllardır başkalarının sırtından hava basan Federasyon kendisini daha rezil etmese desem?

Yok yahu şaka yapıyorum, bana ne?

İçinde olanlar düşünsün. Tabii birbirlerine yağ çekmekten nefes alabilirlerse.

Bu arada?

Solak nerede? Ipatov nerede? Gurevich nerede?

O mega projeye ne oldu?

4. Tarih Kurulu

————————
TSF’den Dev Bir Proje Daha: “Türk Satranç Tarihi” Araştırmaları Başlıyor

Perşembe, 16 Şubat 2017 18:23.

Türkiye Satranç Federasyonu dev bir projeyi daha hayata geçiriyor. Türk satrancının geçmişten günümüze her yönüyle araştırılıp, akademik bir çalışma kapsamında ele alınacağı “Türk Satranç Tarihi” projesi, TSF tarafından oluşturulan komisyon tarafından yürütülecek araştırma çalışmaları ile hayata geçecek.

Komisyon Başkanı Ahmet Haznedaroğlu, Üyeler Prof. Dr. Aydın Saray, Aybar Karaçay, Suat Boztepe ve Şehmus Damar’dan oluşan Türk Satranç Tarihini Araştırma Komisyonu, 16 Şubat 2017 tarihinde TSF Başkanı Gülkız Tulay’ın katılımıyla ilk toplantısını yaptı ve çalışmalarına başladı.


https://www.tsf.org.tr/turk-satranc-tarihi/10887-tsf-den-dev-bir-proje-daha-turk-satranc-tarihi-arastirmalari-basliyor

————————

Dev bir projeyi daha hayata geçirepshfhjksha puha ha ha ha ha ha.

Valla geldik gidiyoruz, bugün 6 Haziran 2021.

Ahmet ağbinin seyir defteri:

“Tarih Kurulumuzun ilk toplantısından bu yana 4 yıl 4 ay geçti. Şehmuz’u aradım, telefonu açmadı. Hoca sekretere yok dedirtiyor. Hepsinin …. (burası okunamadı) …”

Tarihi yazamadık. Ama tarih olduk…

Sayın Profesör Aydın Saray.

Ha ha ha ha ha.

Sayın Boztepe, Damar, Sözen, Haznedaroğlu.

Neydi, akademik kartopu muydu?

Ha ha ha ha ha ha ha ha…

Gidiyorum ama.

Sizi hiç unutmayacağım.

Seni de süt oğlan. Ha ha ha ha ha.

5. Şimdi Satrançta Kendini Geliştirme Zamanı: Türkiye Satranç Öğreniyor

https://www.tsf.org.tr/guncel-haberler/15483-simdi-satrancta-kendini-gelistirme-zamani-turkiye-satranc-ogreniyor-adim-2

Sadece tek bir şey soracağım.

Bu projeden herkes yararlanıyor mu? Yani Gülkız hanım ve Aşkın Keleş de satranç oynamayı öğrenecek mi?

Bu proje sonunda Gülkız hanım ve Aşkın bey satranç öğrenecekse projeye bağışta bulunacağım. Şaka yapmıyorum.

Çünkü onlar olmazsa bu proje olmaz. Siz olmazsanız, Türk Satrancı iki kişi eksiktir.

Haftaya edebiyat, bilim, satranç ve Botvinnik’in karanlık yüzü üzerine, son yazıda görüşmek üzere.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s