BABAMIZIN ÇİFTLİĞİ SATRANÇ LİGİ

Bugün biraz sıkıcı yazacağım.

Konumuz İdare Hukuku ve bir kamu otoritesinin (bilin bakalım kim) hukuka aykırı yetki devri.

Konunun satrançla ilgisini kurmak zor görünse de burası Türkiye olduğu için, hiç endişeniz olmasın, her acayip konu Türk satrancına bağlanabiliyor.

Yakında birileri süne zararlısı ile mücadele konusunu Türk Satrancı ile ilişkilendirirse, ben şaşırmam şahsen. O halde başlayalım:

a1

Kamusal yetki devri sorunu, Apaydın Satranç ve Spor Kulübü tarafından düzenlenen İnternet Satranç Ligi ile ve “Satranç Federasyonu” ibaresini, unvanında kullanan gölge bir kurumla ilgili (Satranç Kulüpleri Federasyonu).

İçeriği iki cümlede özetleyelim, böylece alttaki sıkıcı kısımları atlamak isteyenlere hizmet olur:

1 – Türkiye Satranç Federasyonu, yasalarca ona tanınmış yetki ve görevleri devir edemez.
2 – Ama tahmin ettiğiniz gibi devir ediyor ve bu bir suç.

Apaydın Satranç ve Spor Kulübü tarafından de-facto gerçekleştirilen ve de-iure (hukuken meşru) hale gelmemiş Satranç Ligi, bu yüzden hiç çekinmeden gayri-meşru olarak nitelenebilir.

Şimdi bunu, yani Türkiye Satranç Federasyonu tekelinde olması gereken “Satranç Liginin” hukuka aykırı olarak bir üçüncü kişiye devri konusunu değerlendirip,  kararı okuyucuya bırakacağız.

ÖZEL KİŞİLERCE DÜZENLENEN SATRANÇ LİGİ YASAYA VE HUKUKA AYKIRIDIR

Önce en sıkıcı olan tarafı, hepimizin anlayacağı basit terimlerle izah etmeye çalışalım.

Kamuda, idarenin üstlendiği yetki ve görevler katı ilkelere bağlıdır. İdare, yasada ne yazıyorsa onu yapar, onunla sınırlıdır, görev ve yetkilerini canı çektiği kişilere devredemez.

İdare Hukukunda bunlar ilk derslerde özellikle anlatılır. Kasım ayında ilk vizede çakmak istemezseniz, oturup şu iki ana konuya kitabın ilk sayfalarından çalışmanız gerekir: Yetki ve Görev.

TÜRKİYE SATRANÇ FEDERASYONUNUN YETKİLERİ VE GÖREVLERİ AÇISINDAN DURUM

Türkiye Satranç Federasyonu her ne kadar özel statüye sahip olsa da kamusal nitelikli bir kurumdur ve kamu disiplini altında faaldir.

Bunda hemfikir olalım çünkü Türkiye Satranç Federasyonunu babasının çiftliği zannedenler olabilir.

Yunanistan’ın, Ege denizinin bir Yunan gölü olduğunu iddia ettiği zaman, bunu rahmetli Süleyman Demirel’e sormuşlardı. Demirel’dir, cevabı dünya siyasi mizahına tepeden girmişti. “Ege bir Yunan gölü değildir. Ege bir Türk gölü de değildir. Binaenaleyh, Ege bir göl değildir”.

Bu vakanın aktörleri bakımından da vaziyet biraz öyle.

Türkiye Satranç Federasyonu babamızın değildir. Türkiye Satranç Federasyonu bir çiftlik de değildir. Binaenaleyh Türkiye Satranç Federasyonu “babamızın çiftliği” değildir.

Türkiye Satranç Federasyonu bir kamu kurumudur; yasalara ve İdare Hukukuna, katı ve değiştirilemez kurallarla bağlıdır.

a2

YETKİ

Yazımızın en önemli kavramı “yetki”.

Bu sihirli kelime, özel hukukta “bir hakkın kullanılma kabiliyeti veya gücü” olarak geçiyor. Anayasa Mahkemesi de yetki kavramını kamu hukuku açısından “İdareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücü” olarak tarif ediyor.

Çok basit tanımlarla anlatayım.

Benim bir çocuğa “evladım, dersine çok çalış yoksa akşam muhallebi yiyemezsin” demem mümkün değil. Bunun için bile kökü yasadan gelen bir hakka sahip olmam lazım. Yani, velayet hakkına…

Bunu oğluma diyebilirim. Ama komşunun oğluna diyemem. Velayet hakkı ve bunun düzenlendiği yasa bana salt kendi çocuğum üzerinde makul bir terbiye yetkisi veriyor (hakkın kullanılma gücü).

Kamuda bu işler biraz daha şatafatlı haliyle. Çünkü orada büyük hacimli işler ve para dönüyor.

Şimdi:

Türkiye Satranç Federasyonu normlar hiyerarşisinde anayasaya bağlı. Sonra yasalara (emredici hükümler) daha sonra özel düzenlenmiş Ana Statüsüne ve diğer yasal düzenlemelere…

Türkiye Satranç Federasyonu bu silsileye aykırı hareket edemez.

Canı istese de “görev ve yetki devri” yapamaz.

Çünkü emredici kurallar onun yetki devri yapmasını yasaklıyor. Yetki devri yapabileceğine dair özel statüsünde ve hiçbir yasada tek bir kelime yok.

Türkiye Satranç Federasyonu’nun yetkilerini devredeceği bir düzenleme olmadığı için de:

Türkiye Satranç Federasyonu yetkisinde olan resmi müsabaka (lig) düzenleme hak ve yetkisi, bir özel ticari kurum olan Apaydın Satranç ve Spor Kulübüne devir edilemez.

ÖZEL KİŞİLERCE DÜZENLENEN LİG HUKUKA AYKIRIDIR, USULSÜZ HAK VE YETKİ DEVRİDİR 

Konuyu boğmamak için birkaç yazıda yaymam gerekebilir, ama kısa başlıklarla derdimi anlatayım:

  1. Apaydın Satranç ve Spor Kulübü tarafından bir satranç ligi düzenlenmektedir.
  2. Türkiye’de lig düzenlemek, sadece o spor dalının Federasyonuna tanınmış bir hak ve yetkidir.
  3. Başakşehir Futbol Kulübü, pandemi gerekçesi ile Başakşehir Futbol Ligi düzenleyemez.
  4. Fenerbahçe Spor Kulübü, başka bir gerekçe ile Fenerbahçe Basketbol Ligi düzenleyemez.
  5. Satranç Federasyonu lig düzenleme yetkisini –istese de- bir kişi veya kuruma devir edemez.
  6. Türkiye Satranç Federasyonu gerek üstü kapalı gerekse açık izinle bu lige izin veriyorsa, hukuka aykırı yetki devri yapıyor demektir ve bu bir görev suçudur.
  7. Zira yasalarda ve Federasyon ana statüsünde bu yetkinin devri için hiç bir düzenleme yoktur.
  8. Ligin adının internet ligi olması sonucu değiştirmez.

Anayasa Mahkemesi Kararı Özelinde Durum Analizi

Anayasa Mahkemesi, 2012 yılında oybirliği verdiği bir kararda, idari kurumların yetki devri yasağını analiz etmiş ve güzel bir içtihada bağlamıştır. Vakanın ve kararın kısa özeti ile başlayalım (Anayasa Mahkemesi – Esas 2012/27; Karar 2012/173, Karar günü: 8 Kasım 2012)

a6

Vaka

Bir nakliye firması, eşya taşımacılığı yapmak amacıyla taşıma yetki belgesi almak üzere Afyon Sanayi ve Ticaret Odasına başvuruyor. Oda, talebi reddediyor ve taşıma belgesini vermiyor. Nakliyeci bu kararın iptali için idari dava açıyor.

Dava sırasında teknik bir tartışma ortaya çıkıyor.

Danıştay 8. ve 10. Hukuk Daireleri, taşıma belgesi verme yetkisinin Ulaştırma Bakanlığında olduğunu, Odalar ve Borsalar Birliğinin zaten bu belgeyi düzenlemeyeceğini belirtiyorlar.  

Ulaştırma Bakanlığı ise, bu yetkiyi devrettiğini beyan ediyor.

Danıştay ilgili Dairelerine göre ise Ulaştırma Bakanlığı’na ait bu yetki mutlaktır ve devredilemez.

Tartışmalardan sonra konu (anayasaya aykırılık incelemesi tahtında) Anayasa Mahkemesine geliyor.

Yüksek Mahkeme davada Ulaştırma Bakanlığını haklı buluyor, yetki devrinin mümkün olduğu sonucuna varıyor. Bu sonuç, idarenin yetkilerinin devredilebileceği konusunu netleştiriyor.

Günümüzde İdari Kurumların yetkilerini devir edebilecekleri artık kabul görmüş durumda.

Ama nasıl?

Şarta bağlı olarak!

Anayasa Mahkemesi kararının önemi burada.

Bir idari kurum bir alandaki yetkisini, tek şartla devir edebilir. Kanunda yazılı ise. Anayasa Mahkemesi bu şartın bu vakada var olması nedeniyle, Ulaştırma Bakanlığını haklı buluyor.

Önce Anayasa Mahkemesi kararının finali:

“Sonuç olarak odalar, kamu tüzel kişiliğine sahip ve kamu yararı amacına yönelik faaliyette bulunan kuruluşlardır. İdarenin görev alanına giren konularda, kamu hizmetinin düzenli olarak işlemesini sağlamak amacıyla, sınırları açıkça ilgili kanunda belirtilmiş olmak şartıyla, idareye ait bir yetkinin odalara devredilmesinde Anayasa’ya aykırılık bulunmayıp, itiraz konusu kural Anayasa’nın 7. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.”

Karardan bazı önemli alıntılar da aşağıda (yetki devrinin ne olduğunu izah etmesi açısından):

  • İdare Hukukunda “yetki”, idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade eder ve idari işlemlerin en temel öğesini oluşturur. Bir kamu düzeni sorunu olan yetki, yasa koyucu tarafından hangi makam veya mercie verilmiş ise, ancak o makam veya merci tarafından kullanılabilir.
  • Bu bakımdan, yasanın açık izni olmadıkça yetkili makam veya mercinin yetkisini devretmesi olanaklı değildir.
  • Aktarılan nitelikleri gereği, idare hukukunda yetkisizlik kural, yetkili olmak istisnadır. Bu itibarla yetki hükümlerinin sınır ve çerçevesinin yasayla açıkça çizilmesi gerekir ve genişletici yoruma tabi tutulamaz.
  • “Yetki devri” ise, yukarıda kısaca bahsedildiği üzere, yasayla bir makama verilen karar alma yetkisinin diğer bir makama aktarılması olup; doktrin ve yargısal içtihatlarla, yetki unsurunun nitelikleri dikkate alınarak geliştirilen bir takım koşul ve kurallara tabidir.
  • Buna göre, yetki devri:

      1- Yasada açıkça öngörülmüş olmalıdır (“yetki devrinin yasallığı”)
      2- Yazılı olmalıdır.
      3- Hiyerarşik asta yapılmalıdır.
      4- Kısmi olmalıdır.

  • Hiyerarşik üst, yetkisinin yalnızca bir kısmını devredebilir.
  • Yasayla düzenleme ilkesi, düzenlenen konudan yalnız kavram, ad ve kurum olarak söz edilmesi değil, bunların yasa metninde kurallaştırılmasıdır. Kurallaştırma ise, düzenlenen alanda temel ilkelerin konulmasını ve çerçevenin çizilmiş olmasını ifade eder.
  • Diğer yandan, yasama erkinin aksine yürütme erkinin, bir yetki olduğu kadar yükümlülüğü de içermesi nedeniyle, idarenin, yasayla kendisine tevdi edilen görev ve yükümlülükleri tümüyle devretmesi, diğer bir anlatımla kamu hizmetini ifadan vazgeçmesi mümkün bulunmamaktadır. Aksi durumun, gerek yetki devrinin istisnailiği, gerekse idarenin yasallığı ilkesine; dolayısıyla Anayasanın yukarıda anılan hükümlerine aykırı düşeceği açıktır.
  • Sonuç olarak (…) İdarenin görev alanına giren konularda, kamu hizmetinin düzenli olarak işlemesini sağlamak amacıyla, sınırları açıkça ilgili kanunda belirtilmiş olmak şartıyla, idareye ait bir yetkinin odalara devredilmesinde Anayasa’ya aykırılık bulunmayıp, itiraz konusu kural Anayasa’nın 7. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Türkiye Satranç Federasyonu Lig Düzenleme Yetkisini Devredebilir mi?

Anayasa Mahkemesi “ancak yasada bir yetki devri kuralı varsa yetkinizi devredebilirsiniz” diyor.

Bizim vakamızda ise Türkiye Satranç Federasyonu, Lig Düzenleme Yetkisini devredemez.

Çünkü yetki devri ile ilgili hiçbir yasada bu konuda Türkiye Satranç Federasyonu lehine tanınmış bir “yetki devredebilir” kuralı yoktur.

Yukarıdaki vakada Ulaştırma Bakanlığı’na yasada tanınan bir “yetki devri” hakkı vardı.

Türkiye Satranç Federasyonunun ise yoktur.

a4

Diğer Spor Federasyonların Lig Düzenleme Yetkilerini Devredebilirler mi?

Örnekleme açısından Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Müsabaka Talimatnamesine bakalım:

*******
MADDE 5 – MÜSABAKA ÇEŞİTLERİ (1) Futbol müsabakaları resmi ve özel müsabakalar olmak üzere ikiye ayrılır. (2) Resmi müsabakalar, ulusal ve uluslararası resmi müsabakalar olmak üzere ikiye ayrılır; a) Ulusal resmi müsabakalar, TFF tarafından düzenlenen profesyonel lig, gençlik geliştirme ligleri, kupalar ve amatör takımlar arasındaki müsabakalardır.
*******

Burada lig kavramı, bir tanım olarak “resmi müsabaka” olarak ifade ediliyor.

Futbol açısından, lig düzenlemek, yani resmi müsabaka düzenlemek Futbol Federasyonu tekelinde ve devredilemez özellikte.

Diğer yandan da Futbol Federasyonunu yönetenlerin hepsi tiner bağımlısı olsa bile akıllarına gelecek son şey, Bitlis’te hayalet lig yapmak ve Süper Ligi birilerine devretmek olurdu.

Bu parlak zeka, şimdilik kaydıyla sadece Türk Satranç yönetiminde var.

Buna mukabil özel müsabaka düzenleme hakkı devir edilebilir. Özel müsabakadan kastedilen ise özel maçlar ve turnuvalar. Ama bunun için bile Futbol Federasyonunun yazılı izni gerekiyor.

*******
MADDE 6 – MÜSABAKALARIN DÜZENLENMESİ (1) TFF’den izin alınmadan hiçbir müsabaka yapılamaz. (2) Resmi müsabakalar TFF tarafından düzenlenir ve müsabakalara ait unvanlar TFF tarafından verilir.
*******

Türkiye Satranç Federasyonu Görev Suçu İşlemektedir!

Lig düzenleme yetkisini devretmek, anayasal yetki ve görevi (yürütmenin devredilemezliği) , anayasaya aykırı olarak devretmektir.

Salt hukuk mantığı açısından değil, kaba mantık olarak da:

Koskoca hukuk sistemi, sizi oraya lig düzenleyesiniz diye oturtuyor. Kamu bunun için size kaynak aktarıyor. Bu kaynağın geldiği yer vergilerimiz, harçlar, kamu kurumlarının hizmet bedelleri. 

Eğer (A) kişisi Türkiye’de bir sporun ligini düzenleyebilecek ise, Federasyona niye ihtiyacımız var?

Türkiye’de kim sizi , Fethi Apaydın Lig düzenlesin diye Satranç Federasyonu başkanı yapmış olabilir? Kökü neredeyse yüzyıla dayanan Türk satrancı, bir üçüncü kişi keyfince lig düzenlesin diye mi bir kamu tüzel kişiliği yarattı sizce? 

Bu Türkiye Satranç Federasyonu açısından bir görev suçudur. Ama bunun yanında, bu korsan ligi organize edenler ve  katılanlar da (kimsenin yasaları bilmediği iddia edilemeyeceğine göre) hukuka aykırı davranan konumundadırlar. Milli takım sporcuları dahil olmak üzere.

Ortada açık ve hoş olmayan bir görev istismarı, yetki gaspı ve suç vardır.

Fethi Apaydın tarafından düzenlenen Lig iptal edilmeli ya da formatı ve adı değiştirilmelidir.

Lig kelimesi (internette dahi olsa) Türkiye Satranç Federasyonu dışında kullanılamaz.

Apaydın izin almak kaydıyla turnuva düzenleyebilir, resmi lige şartları dahilinde sponsor olabilir.

Ama yasa gereği Türkiye Satranç Federasyonu tekelinde olan Satranç Ligi düzenlemesi, hiç kimseye devir edilemez.

KAAN-AFİŞ-FİNAL-1024x685

Kaan Taşkan’a içtenlikle Allahtan rahmet diliyorum.

Ama haklarımızı bilelim.

Türkiye Satranç Federasyonu “babamızın çiftliği” değildir.

Türk satrancı da kökü neredeyse yüzyıl öncesine giden “Türk Satranç Yarışmaları” geleneğini korumak mecburiyetindedir.

Ufuk Sezekkaplan
info@sezekkaplan.com

Dipnotlar

Dipnot 1. Uzadığı için yazının iki ayağı eksik kaldı, birkaç zaman sonra bunları da yazacağım.

a5

İlki, Satranç Kulüpleri Federasyonu.

Burada Federasyon kelimesinin 3.kişilerce kullanımı da yukarıda yazılanlar mantığında, hukuka aykırı. Federasyon kelimesi, canımız çektiğinde unvanlaştırabileceğimiz özel bir kelime değil. Kamusal bir kelime.

Ama bundan zarar gören tek kurum, hala güzellik uykusunda olduğu için eyleme geçemiyor.

Bir taraftan da tutarlılar aslında. Adamlar “Satranç Kulüpleri Federasyonu” demiş.

“Yeme İçme Kulüpleri Federasyonu” demediklerine göre, ortada haksız rekabet yok. Devam.

Dipnot 2. Apaydın Satranç ve Spor Kulübü tarafından çok yakın zaman önce düzenlenen yıldırım turnuvası. Bu da Federasyon gözetiminde ve sorumluluğunda olması gerekirken, sorgusuz sualsiz Apaydın’a devredilmiş görünen bir etkinlik. Pandemi dönemi bakımından içerdiği sakıncalar ve sorumsuzluk, başka bir yazının konusu.  

Benim merak ettiğim, Türkiye Satranç Federasyonu kapıyı kilitleyip tümden mi gitti? Ne oluyoruz?

Diyarbakır’da turnuva düzenleyen adama cezayı kesip, İzmir’dekine ayrıcalık mı ihdas ediyorsunuz?

Günün birinde biri parayı basıp, bu konularda (çok da ilkeleri olmayan bizim satranç ustaları ile) korsan bir lig daha yaptığında, ona nasıl ve hangi gerekçelerle engel olabileceksiniz?

Dipnot 3. Geçen gün, telif hakları ile ilgili bir serzeniş oldu ve satranç eserlerinin portable document format (kısaltılmış adıyla pdf) kopyalarının elden ele gezmesinden yakınıldı.

Bunu depolayan ve ticari amaçla kullanan elbette suç işliyor . Ama açık kaynaklardan bir şekilde eline almış olan ve ticaretini yapmayan, suç işlemiyor, ayırıma dikkat edelim (etik tarafı ayrı).

Bu, işin teknik yanı. Ama işin kökünde her zamanki gibi yine Türk satranç aydınının kaypaklığı var.

Herhalde bundan 7-8 sene önceydi.

Nilüfer Çınar, Rus Satranç Yazarı Sergey Ivashchenko’nun meşhur “Manual of Chess Combinations, Volume 2 (Chess School)” kitabını doğrudan kopyalayıp ona Ezberbozan kaşesini basarak e-ortamda piyasaya sürdüğünde, Abidin beyin forumunda  bunu ben yazmıştım ve neredeyse Nilüfer Ablacılar tarafından katledilecektim. Bir kişi destek vermedi.

Türk satranç aydını (tabii lafın gelişi), hiçbir zaman açık ve net olmadı.

Bir konuda yakındığı zaman da ancak menfaati gerektirdiği günün akşamında yakınıyor. Yoksa pdf’den kopya kitaplar en az on yıldır, her yerde, herkesin elinde. 

Kim bilir, belki korsan satranç ligine de 2030’larda ses çıkartırlar. Menfaatlerine dokunursa…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s