KAHVE. EVET !

Son yazıdan bu yana çok vakit geçti. Bu araya uzun bir tatil ve tatile sıkışan hacimli işler girdi.

Yapılan işten yerli yersiz bahsetmek doğru değil, biliyorum, ama gecikmeyi ve yazı düzensizliğini açıklamak açısından bu seferlik affola:

Dünyanın en büyük hyper-casual oyun şirketinin (Zynga Inc) Türkiye’de yerel bir oyun şirketinin yüzde seksenini alması aşamasında, fikri mülkiyet içerikli kontratlarının incelenmesi, Frenklerin tanımı ile “IP Due Diligence” işlerinin tamamlanması derken, bazı geceler hiç alışık olmadığım kadar geç yattım (evet, eski okula aitim, bende sistem 19.00’da homini gırtlak ve 22.00’de tumba yatak üzerine kurulu).

Bana düşen işin yükü bir aydan fazlaydı, bittiğinde, üç ortaklı bir küçük işletme olan yerel bilgisayar oyun şirketi, 168 milyon dolara Zynga’ya satıldı (hisseleri devrolundu). Haberi Sanayi Bakanı duyurdu, basında denk gelmiş olabilirsiniz.

Yine kişisel ve mesleki dertleşme kontenjanından olsun, Türkiye için çok büyük bir dış açılma projesi olan ve belki de Türkiye’nin tek dışa dönük üretimi olan bu tür bir uluslararası birleşmenin verdiği haz, harika olmakla birlikte, tahtada çapraz giden taşın hangisi olduğunu unutmuş olabilirim.

Kahve bugünlerde en büyük dost, kabul ediyorum.

Bir kaç güne ve en geç hafta sonuna yeni bir yazı, ona da söz veriyorum.

Ama şunu teyit edelim: Hiçbir şey iyiye gitmiyor. Satranç her yerde can çekişiyor, Türkiye’de ise çoktan öldü. Bunu anlamak için basit gözlem yeterli. Havada uçuşan leş kargalarının sayısı ve dönme hızı arttı.

Leş kargalarının veya akbabaların bu kadar iştahla döndüğü ortamda, ille bir şey yazacaksak, bu satranç olmalı mı diye düşünüyor insan. Çünkü satranç artık bir oyun değil. Bir oyuncak.

Mesleksizlerin, eli notasyon tutmamışların, ağızlarından salyalar akarak “Bajganlık” kovaladığı bir çağ. Bu yüzden sorulardan biri şu olmalı: Satranç siyaseti üzerine vakit harcamaya gerçekten değer mi?

Siz leş kargalarını okuyacağınıza, ben de bunları yazacağıma, beş hukuk vaka analizi yapsam, hiç değilse başka bir dünyanın az bilinen yüzünü görüp daha büyük keyif alamaz mıyız?

22 Ağustos Cumartesi burada yeni bir yazı ile görüşmek umuduyla.

Bu arada Ağustos’tayız değil mi?

Ufuk Sezekkaplan
info@sezekkaplan.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s