10 SORUDA VELİ VE GÖNÜLLÜ YALANI

31 Aralık gecesi mesela, barların, lokantaların, otellerin, okulların 3 ay dolmadan kapatılacağını, uçakların hangara, insanların eve tıkılacağını, Cuma namazının yasaklanacağını, hatta camilerin kapısına zincir vurulacağını, Umreden dönenlerin karantinaya tıkılacağını söyleseler, hangimiz inanırdık?

Belli ki artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Onlarca komplo hikayesi üretilebilir, üretiliyor da. Ama tartışmasız bir şey var: O da gözümüzün önünde distopyayı yaşıyoruz. Annelerimizin, dedelerimizin yaşadığı gerçeküstü dönemleri (savaş, kıtlık, karne ile ekmek, salgın) ucundan da olsa görüyoruz.  

Hadi bizim nesil neyse, ucundan 12 Eylül’ü, margarin kuyruklarını görmüştü, ama en büyük derdi facede like olan yeni nesil için bu büyük bir tokat.  Bir tarafından da öğretici ama.

SATRANÇTA NELER OLACAK

Dünya satrancı ez az yirmi yıldır baş aşağı gidiyordu ve nedenleri ile gelinen durum bir yazı değil, başlı başına bir kitabın konusu olabilir.

Bizde tartışılmıyor, çünkü Türkiye’de twitter’i veya sosyal mecrayı bu tür genel tartışmalar için kullanan adam maalesef çok az.

Dünyada da tartışıldığını düşünmüyorum.  Dünya satrancının gündemi ve yönetim şekli durumu bilimsellik içinde almaktan hep uzaktı, bugün de uzak.

Yine de bu alanın imkanları içinde, büyük bir hacim yaratmasa da yazmaya çalışacağım. Yönetim sistemlerinde, devlet işleyişlerinde hatta kişisel dünyamızda (beslenme alışkınlarımızdan çalışma saatlerine kadar) her şeyin tersine çevrileceği bir kısa gelecek karşımızda.

Satranç belki de bu dönemin ilk kurbanları arasında olacak ve profesyonel tarafı ağır hasar alacak, belki ölecek.  Ama belirttiğim gibi: Bu çok kapsamlı ve iddialı bir konu. Görüldüğü kadarıyla bu nazari konuları düşünmeye zaman olacak, gelecek yazıların içeriği bu olsun.

Şimdi günlük gerçeklerimize dönelim ve Türk satrancına bir süredir nüfuz eden büyük bir yalanı ayıklamaya çalışalım:

Satranç Velileri ve Satranç Gönüllüleri Yalanı.

Aşağıda on soruda (maddede), niçin böyle bir yalanla muhatabız, zararları ne ve niçin ivedilikle sistemin dışına atılmalı, tartışmaya açmak istiyorum:

Birinci yalan: Türk Satrancını Satranççılar Yönetiyor, Artık Veliler Yönetmeli.

Velilerin bir sınıf olmaması, tanımlı uzmanlıklarının olmaması konusuna aşağıda yer vereceğim. Ama yalanın ilk kısmı üzerinde duralım.

Türk satrancını çok uzun yıllardır, belki de 30 yıldır zaten satranççılar yönetmiyor (araya giren Olgaç’ı istisna tutarsak, Emrehan Halıcı satranççı değildi örneğin).

Tersine özellikle son iki dönemdir Türk satrancını bizzat veliler yönetiyor.

Gülkız Tulay tam olarak veli koduyla ve sözü ile geldi, Nilüfer Çınar röportajını hatırlayalım, şu tarihi lafı etmişti: “Satranççılar satrancını oynasın biz de yönetelim. Onlar da kimmiş, ben hepsinden daha çok satranç taşına dokundum”.

Burada kastedilen elbette satranççı dokunuşu değildi, turnuvalara takım taşıyan öğrenci velisi dokunuşu idi. Amazon’un CEO’sunun masasını silen kadının vereceği türden bir argüman: “Ben bu şirketin her hücresini bilirim, o masaya ben Jeff Bezos’tan daha çok dokundum”…

Gülkız Tulay, Aşkın Keleş, Kasım Yekeler, Yusuf Doğruer, Sultan Daban bir hamle oynamamış kişiler, satrançla tek ilişki noktaları, çocuklarının bir vakit satrançla ilgilenmesi.

Bu yüzden, temel sorun, satranççı yönetiminin işi yüzüne bulaştırması değil.

Tersi.

Gerçek sorunlardan biri, yönetim sisteminin asıl uzun zamandır satranççılara kapalı olması.

Bu arada şunu kaçırmayalım, Türk satrancının asıl çöktüğü dönem de veli kodu ile idare edilen ve çocuk satrancına evrilen bu dönem.

Yani tartışılması gereken velilerin getirilmesi değil, velilerden kurtulmak olmalı.

Neticede sistemi on yıldır Fatih ağbi yönetmiyor, öğrenci velisi yönetiyor.

İkinci Yalan: Veliler Sistemi Fonluyor.

Veliler sadece Antalya otellerini fonluyorlar, bu da Türk satrancının fonlanması değil kuşkusuz. Bir menfaat grubunun fonlanması.

Çözümü de basit. Antalya’ya gitme, olsun bitsin.

Burada velilerin bu hanut sisteme çok muhalefeti yok aslında. Olsaydı bu yönde bir irade görürdük. Veliler isteyerek ve bilerek bu döngüye giriyorlar.

Tekrar edelim: Karşı gelinmesi gereken Antalya’da dönen bu rüşvet ve hanut bacaklı sistemin yıkılması. Antalya’da her sene SPA otele gidip bundan şikayet etmek ise samimiyetsizlik.

SPA Otele giden adam sistemi fonladığından şikayet edemez. Dahası, yolun karşısındaki oteli tutmak, zaten, kazara yönetime gelirse aynı vahşi sistemi devam ettireceğinin teyidi…

Üçüncü Yalan: SGD Çocuklar İçin.

Tam tersi.

Bu kurguda veliler çocukları değil, çocuklar velileri ihya ediyorlar.

Çocuklar bu dernek sayesinde bir meslek ve konum kazanmıyor. Tam tersine, çocukların sırtından veliler pozisyon / menfaat arıyorlar.

Hatta şöyle bir şaka yapabiliriz. Asıl olması gereken çocukların bir dernek kurması:

Veli Gönüllüleri Derneği.

Şöyle de bir motto:

Her şey babalarımız için. Onlara kurullarda, yönetimlerde, illerde ilçelerde pozisyonlar sağlamalıyız, bunun için daha çok turnuva oynamalı ve daha çok mağdur olmalıyız.

Dördüncü Yalan: Veliler Mağdur.

Değil. Veliler mağduriyet üretmek için çabalıyorlar ve buna rağmen bu alanda çok kısırlar.

Mustafa Dördüncü örneğin. Kızının bir kategori ödülü alamamasının tadını yıllardır çıkartıyor, bilinen AKP mağduriyeti. Mağdurum da mağdurum, mağdurum da mağdurum.

Oysa Dördüncü bir satranççı değil. Satranca aidiyeti için üretim yapacak durumu yok, hiçbir turnuva geçmişi yok. Bu yüzden, son derece zayıf bir kapıdan zorladıkça zorluyor. Masa tenisi masası hediye ettim, eskrim federasyonundan beni çok severler, izcilerle kısır yedim… Daha öteye giden bir üretim yok.

Bir çocuğun ödülünün gaspı her seviyede tenkidi hak eder, buna kabul. Nitekim bu tenkidi ben de yaptım ve içim rahat. Ama her mağduriyetin bir raf ömrü olduğu gibi mağduriyet ile talep arasında illiyet olmalı.

Bir kategori ödülünün mağduriyeti, hayatında satranç oynamamış bir velinin her seçim döneminde ortaya çıkıp pozisyon talep etmesine gerekçe değil. Böyle bir ödüllendirme hiçbir yerde yok, burada illiyet bağı kopuk.

Genel veli ağlaklığı da bundan farklı değil.

Ortada somut hiçbir somut zarar ve mağduriyet yok. Türkiye’de Marandi, Şanal ve Daşdan sonrasında gelecek vaat eden sporcu üretimi durdu. Onların gelişimi de kendi çekirdek ailelerinin desteği üzerinden anlatılabilir, konunun veli organizasyonu ile ilgisi yok.

Veli Türkiye’deki elit bir sporcu için bir kaynak veya ar-ge değildir, olmamalıdır. Devlet aslında tam da bu konu için var. Devlet restore edilmeli.

Beşinci Yalan: Veliler Olarak Sürekli Fikir Üretiyoruz.

Yalan. Ortada fikir üretimi olmadığı gibi yazıların neredeyse tamamı cahillik akan, kopyalanan ve satrançla ilgisi olmayan toksik metinler.

Daha dün biri yazısında Kazablanca ve Recevski’den bahsediyordu. Kazablanka, yani K ve Z ile.

Adamın soyadını hem K hem Z ile tahrif et, diğerini Recep ağbiye benzet, bunları 5 yaşında büyük ustalığa eriştir ve kimse seninle alay etmesin. Bak bu doğaya aykırı işte 🙂 .

Bir başkası, hoşuna gitmeyen bir yazı geldiğinde:

“SGD ne densizlere bile tahammül etmiştir. Canlı şehidiyim” yazdı.

Canlı şehit olmak başlı başına zor tabii, hele ortada böyle densizler varsa.

Son bir örnek olarak, geçenlerde Satranç ve Psikoloji üzerine uydurulan bir yazının altına Mukaddes teyze mesela şunu yazabildi:

“Satrançta başarı, psikoloji ile çok yakından ilgilidir. Çocuklar ve genç sporcular, rakiplerinden üstün olduklarını söyleyerek, rakibe baskı yaparlar”

Ben eğitimci değilim ama sporda bunun övülecek değil, yerilecek bir davranış biçimi olduğunu biliyorum. Eğer on yaşındaki çocuk partiye otururken emsaline, “senden üstünüm, seni yeneceğim” diyerek işe başlıyorsa, bu konu doğrudan aile terbiyesi üzerinden tartışılır.

Ama Mukaddes teyzenin de özelliği bu zaten. Gerçekten cahil. Sadece satrancı değil basit etik ve iletişim ilkelerini bilmiyor, umursamadan tam tersini ileri sürebiliyor.

O yüzden bu alan toksik.

Çocuklara masaya otururken karşısındakine üstünlük taslamayı öğretmek yaptırıma tabi olmalı.

Neyse ki 65 yaş üstünün bu aralar sokağa çıkma yasağı var 🙂 .

Altıncı Yalan: SGD Yolsuzluk ve Haksızlığı Önleyecek.

Genel söylem bu. Uygulama ise aksi.

Antalya Otel sirkülasyonundan gidersek, bu konuda en az güvenilecek kurum bu dernek.

Zira (eleştirsek de) TSF, otel turnuvalarını yasadan kaynaklanan bir yetki üzerinden organize ediyor. Yani TSF için ortada bir “yasal dayanak” (legal basis) var.

Oysa SGD’nin aynı organizasyonu yapması yasak, hatta suç.

Dernekler İktisadi İşletme kurmazsa ve Dernekler Masasından izin almazsa, konaklama ve tur organizasyonu yapamaz, çünkü muhasebeleştiremez. Para mecburen bir şahsi hesaba gidecek.

Derneklerin gelir elde etmesi (olağan aidat ve bağış gelirleri dışında) yasaktır.

Ama SGD bunu yaptı. Kayıt dışı özel derse aracılık yaptığı gibi, çalışma izni olmayan yabancı çalıştırıcı istihdamına aracılık ettiği gibi.

Sonrasında ben dahil birkaç kişi yazınca organizasyonu kesti ya da Whatsapp üzerinden denedi. Her ne olursa olsun, burada bir irade var. “Ben yönetime gelirsem, otel sistemi değişmeyecek, ben fazlası ile yapacağım” iradesi…  İyi de bunun aslı varken, kötü taklidine niye itibar edilsin ki?

Yedinci Yalan: Ortada Olmayan Çocuklar.

Sürekli bahsedilen çocuklar, çocuklara burs, çocuklara destek, çocukların başarıları, çocuklara TSF tarafında verilmeyen imkanlar.

Ancak küçük bir sorun var: Ortada çocuk yok.

Somut olarak, dernek başkanının oğlu dışında derneğin ilgili olduğu ve bir yerlere getirdiği tek bir başarılı çocuk yok, hatta başarılı olmayanı bile yok.

Bunu somutlaştırmak da çok kolay:

Dernek kaç çocuğa kaynak sağladı? Kurulduğundan bu yana kaç çocuk turnuvası düzenledi? Kaç çocuğa bilgisayar verdi, kaç kitap temin etti, bunun için kaç bağış kampanyası yaptı?

Dernekten matematik olarak yani maddi anlamda fayda sağlayan çocuklar kimdir?

Diğeri, başarısı olan çocuklar hangileri? Dernek sayesinde unvan alan, turnuva kazanan, yurt dışına giden, akademik bir gelişim gösteren kaç çocuk var?

Sekizinci Yalan : Yönetimde Başarılı Olacağız.

Bu da geleceğe dönük bir post-yalan.

Bunu söyleyebilmek için “mikro ölçekte başarın nedir” sorgulaması yapılabilir.

Bu derneğe kaç faal satranççı üye? Kaç akademisyen var? Kaç bilim adamı var? Mesleğinde üst düzeye gelmiş kaç profesyonel üyesi var?

Derneğin zorunlu kurullarında insan sayısı bir avucu geçmiyor, mesela Başkan’ın eşi yedek üye? Neden? Adam yokluğundan ve kamuoyunun derneği kabullenmemesinden mi? Kamuoyu kabullenmiyorsa, bunun ayıbı kime ait?

Hepimiz biliyoruz ki bu dernek aylardır kapalı, kurulduğunda beri bir turnuva yapmamış, tek bir örgütlü eylemi yok, açtığı tek bir dava, gerçekleştirdiği tek idari şikâyet yok. Web sitesi 2017’den bu yana güncel değil. Ekibi yani insan kaynağı yok.

Özünde bu bir dernek bile değil. Bir Facebook Grubu.

TSF’nin yönetimini almak isteyen bu kadronun, hiç değilse çok alt seviyede bir başarı hikâyesi sunması lazım, ama yok.

Derneğin başarı hikayesi yazması bir yana, kirasını ödediği tartışmalı. Başarılı eylemi değil, eylemi yok. Hatta, reel olarak, başarısız.

Dokuzuncu Yalan : Dernek Başkanı Büyük Yöneticidir.

Alt düzeyde Facebook grubunda sürekli pompalanan bir yalan. Oysa iyi yöneticiliğin basit göstergeleri var, başında bulunduğun kurumu ne noktaya getirdiğin gibi.

Bir konu daha var. Fazlasıyla tabu ama yazılmalı.

Kurumun yöneticisinin ve kadrosunun bilinen özgeçmişleri yok.

Şimdi sokaktaki basit bir adam olarak ben dernek başkanının her şeyden önce ne iş yaptığını bilmiyorum. Bilen olduğunu da sanmıyorum.

Biz sadece “ne olmadıklarını” biliyoruz. Satranççı değiller örneğin. Satranç geçmişleri yok, aralarında bilim adamı, akademisyen, üst düzey yönetici, kamuda – özelde uzmanlığı kabul görmüş birileri yok. Bildiklerimiz hep “ne olmadıkları” üzerine.

Gerçekten dernek başkanının özgeçmişi nedir? Kaç dil bilir? İşinde bir başarı hikayesi var mı?

Satrançtan gelmediğine göre, başkan olmak istiyorsa insanları farklı bir yerden ikna etmesi gerekmiyor mu?

Kaç stratejik konuma ve kişiye tek telefonla ulaşabilir?

10 milyonun yönetimine talipseniz bu belirleyici çünkü. Beğenin beğenmeyin, Nihat Özdemir, Yıldırım Demirören, M. Ali Aydınlar veya Hidayet Türkoğlu’nun bir yere ulaşma sorunu yok.

TSF Başkanlığı düzeyinde kişisel ilişki ağı ve ilişki hızı çok önemli. Nitekim mevcut başkanın eleştirildiği bir nokta bu, iletişimi (o da çok zorlayarak) ancak kaymakam düzeyinde tutabilmesi. Business olarak ulaşabildiği en yüksek yer, Kuyumcular Kooperatifi falan.

Başkan adayı iki telefonla Tuncay Özilhan’a, Güler Sabancı’ya, Spordan Sorumlu Bakana, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü’ne, FIDE Başkanına veya Kramnik’e ulaşabilir mi?

Kazara yönetimin başına gelirse hangi arkadaşlık ilişkisi ise ve tek telefonla sponsorluk, turnuva alanı, konferans salonu temin edebilir; hangi dış denetim şirketinden kişisel ilişkileri ile önceki yönetimi denetlemek üzere çok ucuza bir “Fraud Due Diligence” alabilir?

Hangi politik ilişki ile TSF’nin bina sorununu veya kaynak problemini çözebilir? Hangi medya kuruluşuna çıkabilir?

Sadece yazdıklarından hareketle, SGD Başkanı, polis arkadaşlarından fazlasını sunabilir mi?

Bir sosyal baskı grubunun gücü, yarattığı kamusal tesir ile en tepeden karşılık bulmasıdır. Çok eleştirilen Metin Feyzioğlu tek telefonu ile Cumhurbaşkanına ulaşabiliyor, Tükoder başkanı da.

“Polis arkadaşlar” ise fazlasıyla 70’lerde kalan bir profilin karşılığı, bizim mahallede vardı mesela, TCDD’den emekli Veli amca. Altay Göztepe maçına bedava girmek için kullanırdı bu ilişkileri.

Onuncu Yalan: SGD Satrancın Gövdesidir.

Bunu en sona bıraktım zira en çirkin ve rahatsız edici yalan bu.

Bir üyesinin bile satranç geçmişi olmadığı bir topluluk, kökü 1940’lara kadar giden -İSD 1943 malum- bir geleneği nasıl iki yıllık Facebook sayfası ile yok sayabiliyor (konu ile ilgili ilk yazıma bakınız: https://satrancvehukuk.com/2019/06/23/ama-satranccilarmis/ )?

Sürekli yazı kopyalayan bu güruhun tek satır satranç geçmişi yok. Hiçbirinin akademisyen geçmişi yok. Neredeyse tümü “no name” adamlar. Ama Türk Satrancının Gövdesi olabiliyorlar.

Falanca ev hanımının, Kazablanka yazan adamın, Mukaddes teyzenin veya netten 1100 rating indirip “çocuklara oyun sonunu yasaklayın” diyen kişilerin statüsünü bilseniz ne olacak, o da ayrı gerçi;  ama kazara yönetime gelse, Türk Satrancına yön vereceğini zanneden gövde bu.

Tek amaçları başkanlarını TSF’ye atıp, arkadan kadro kapabilmek. TSF bir arpalıktan fazlası değil onlar için. Sadece satrancı değil, yöneticiliği ve Türkiye’yi bilmiyorlar, çok küçümsüyorlar.

Sadece satrançta değil, profesyonel hayatta da sıfır seviyesindeler.

VELİ NEDİR?

Kaldı ki “veli” sırf satranç için değil, hiçbir alan için konvertibiletisi olan bir değer değil.  

Veli, bir sınıf, uzmanlık, meslek değil. Gelip geçici, amorf, mana yüklenemeyecek bir ara statü.

Ben de veliyim örneğin.

Okulda kimya hocası ile mahdumun notunun niye kırık olduğunu konuşurken, üstlendiğim görevi yerine getirip, çocuğu makul ve iyi bir insan olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Kimya hocası ile konuşmam bana, okulun ya da Tübitak’ın yönetiminde söz sahibi olma hakkı vermiyor. Sokakta da uzmanlığımı soran olursa mesleğimi söylüyorum, veli olduğumu değil…

(Aksi gülünç olmaz mı? Biriyle tanıştığınızda, hal hatır faslından sonra muhasebeci, doktor, marangoz, depo şefi olduğunuzu mu söylersiniz, öğrenci velisi olduğunuzu mu)?

Bir hasta yakınının, refakatçinin “Çapa Tıp Enfeksiyon Bölümünü ben yönetmeliyim” diyemeyeceği gibi.

Toplumda karar vericiler ve icra edenler, meslekleri ve uzmanlıkları üzerinden tarif edilirler. Satranç yönetimi için “satranççı” gereği, bu doğal mantıktan doğmaktadır.

Kaldı ki velilik bir meslek, uzmanlık olmadığı için kalıcı değildir, çocuk 18 yaşına gelince biter.

O zaman soru şu: Çocuk on sekiz yaşına gelince, derneği kapatacak mısınız?

Dünyada hiçbir spor, veli üzerinden kurgulanmaz.

Elit sporcuların velileri sadece maçları tribünden bedava seyrederler, o kadar. Jordan’ın babası NBA’i, Kasparov’ın anası da FIDE’yi yönetmedi.

Son olarak: Bu ülkede taksiciler bile Uberle mücadele edebilirken, makul satranç sporcuları, sevenleri bu korsan satranççıları benimsemek zorunda mı?

CEHALETLE MÜCADELE

Bugün Türk satrancının belki de en büyük sorunu, satranç dışı toksik varlıkların sisteme yerleşmesidir.  Bu toksik yapılar sistemi hasta etti. Buna karşı çıkmak ve savaşmak lazım.

Bunun için de artık bir zahmet şu toksik yapıların sitelerine girip şirinlik yapmaktan vazgeçin. Merak etmeyin, oradan size zaten maddi bir fayda gelmez, zayıf ve içeriksiz bir yapı bu.

Sanırım konuyu tam açıklığı ile yazdım, bundan sonra karar okuyanın.

Ufuk Sezekkaplan
(info@sezekkaplan.com)

_________

Dipnot: Tüm bunları yazdıktan sonra, gelecek saldırıya da peşin cevap vereyim. Özellikle tepe noktalara tek telefonla veya yazışma ile ulaşmak maalesef üst düzey yöneticilikte gizli kriter.

Sen ulaşabiliyor musun diyenler:

Satranç üzerine laf söyleyen herkesten biraz farklı olarak, bu ülkede pozisyon veya ihale beklemeyen ve bunu açıkça ilan eden tek kişiyim. Ben asla yöneticilik istemiyorum ve olmayacağım. Yazılarımın okunma sıklığının bir sebebi bu açık taahhüt ve samimiyet.  

Ama yönetici adayı olsaydım benden de bu referans istenmeliydi. Kim olursa istenmeli. Satranççı olmayan adam ise, mümkünse Birleşmiş Milletlerden falan mühürlü kağıt getirmeli.

Bu ülkede farklı konumlarda satrancı sevmek dışında bir talebi olmayan çok düz adam var.

Diğer yandan Nicolas Hayek’e, Zuckerberg’e, Alan Garten’a tek bir yazışma veya iki telefonla ulaşan adamlar da var bu ülkede. Neticede herkes birileri ile çalışmak zorunda, bu basit bir satrançsevere isabet edebilir. Ama bu, konunun gereksiz tarafı.

Gerekli tarafını ise tekrar edeyim:  Hep sistem dışındaydım ve öyle kalacağım. Pozisyon talebim hiç olmadı ve olmayacak. Bu talepsizlik ve ihtiyaçsızlık hali bana çok güçlü bir zırh sağlıyor.

Bu yüzden de satranç üzerine her düşündüğünü rezervsiz yazabilen belki de tek kişiyim.

Terbiyesizliğim biraz da “fiyatlanamaz” olmamdan ileri geliyor galiba.

10 SORUDA VELİ VE GÖNÜLLÜ YALANI” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s