CEHALET BULAŞICIDIR !

Cehalet bulaşıcı mıdır? Peki aptallık?

Bundan 7-8 sene önce bu soru sorulsa, farklı cevap verirdim ama bu zaman zarfında Türk satrancını izlemek gibi bir hobi edindim, bu sebeple hiç diplomatik davranmayacağım:

Her ikisi de ağır bulaşıcıdır.

Bugün Türk satrancının içindeki (yöneticisi muhalefeti ile) 20 adamı Halep’e gezmeye gönderin, bir ay bitmeden Suriye sorununu, adamları aptala çevirerek çözerler.

Diğer taraftan Türk satrancı dünya mizahı için en önemli kaynak olabilir, ben Fransız bir karikatürist falan olsam, 6 aylığına Türkiye’ye yerleşir, salt TSF web sitesini takip ederek, Louvre’da sergi falan açardım 🙂 .

Hayalet turnuva. Bizde !

TSF hayalet Turnuva yapmadım diyor ama turnuvadan sorumlu iki kişiye disiplin cezasını yapıştırıyor.  

Ben on kere okudum nedenini anlamadım. Şimdi TSF’ye göre hayalet turnuva yok ama Bitlis’te iki yönetici disiplin cezası alıyorlar. Herhalde iyi şiir okuyamadıklarından falandır.

Hayalet Tarih Komisyonu. Bizde !

Adamlar 2017 Şubatında Tarih Komisyonu Kurup, Dev Proje diyerek 3 koca yıl yattılar. Geçen sene yani kuruluşundan 2,5 yıl sonra Ahmet Haznedaroğlu canlı yayına çıkmasa ben bile unutacaktım ama Firdevsi’nin Şehname’sini duyunca hipnozdan uyandım.

Burası ev kadınlarını 5 günde satranç öğretmeni yapan; Karpov’a kaymakamın karnı acıktığı için simültaneyi yarım bıraktıran bir ülke 🙂 .

70 yaşında gambitin tanımını yeniden yazan ev kadınlarının, Profesör Salter ve oğlunun ufolar tarafından kaçırıldığını yazan telekinezi forumlarından “oyun sonu çalışmayın” diye yazı araklayan adamların, rüyasında TSF yöneticiliği gördüğü bir diyar.

Öğrenciden çok hocası, sporcudan çok yöneticisi, okurdan çok yazarı olan dünyanın tek ülkesi.

Şimdi eğlenceyi somutlaştıralım.

Aşağıdaki resim Türk mizah tarihinin satrançla kavuştuğu en güzel sahnelerden biri olabilir.

İki yorumcu, Türkiye Bayanlar Satranç Şampiyonasının birinci turunu yorumluyorlar. Nitekim yorumlasınlar, hem iyi hem de aferin.

Ne var ki diyagrama dikkatle bakın. Yayının 18.dakikası ve 42.saniyesi.

Ha ha ha ha ! Yorumcular bu pozisyonu yorumluyorlar !

4 dakika sonra, ekranda 22.02 gördüğümüzde, yorumcular (daha doğrusu yorumcu) yayına getirdiği yenilikleri anlatmaya devam ediyor. İsmail’in yerine Onur falan gelmiş, bunu öğreniyoruz. Siyah da bu meyanda Kac8 oynamış.

Daha doğrusu siyah kalesini oynamış ama bakış açısına göre değişir, biri rahatlıkla bunun Ka1a3 olduğunu ileri sürebilir. Tahtayı nasıl çevirdiğinize bağlı, belki de Kh8h6’dır 🙂 .

Haha haha haha !

22.dakikanın ortalarına geliyoruz. Yorumculardan biri efsunlanmış şekilde sessizce tahtaya bakarken, diğer asıl yorumcu Ekaterina Atalık’ın rapid 3.sü olduğunu falan anlatıyor.

Pozisyonda hala tuhaflık gören yok.

Bu meyanda beyaz piyonu b4’ten d4’e oynuyor, Mukaddes Teyze’nin ütopyası gerçekleşiyor. Dün gambiti yıktık, bugün piyona vertical hareket kabiliyeti kazandırdık !

Yorumcu bu arada, kendinden çok emin, sadece 10 masayı değil 18 masayı radarda tuttuğunu anlatıyor.

Ha ha ha ha, radara gel !

Radar tek masada böyle çalışıyorsa, 18.masada çocuklar plaj voleybolu falan oynuyor herhalde.

Yorumcular bundan sonra, partiyi baştan almaya ve ilk hamlelerden itibaren analiz etmeye karar veriyorlar. Daha doğrusu, biri veriyor, diğeri 23.09 itibariyle ses çıkarmıyor.

23.dakikanın sonlarında yorumcu “bu g3… dikkat edersen…” diyor. Devamında da analizi “normal dizinde Af3” diyerek bağlıyor !

Ha ha hahaha haha ha.

Bakın, satranca meraklı herkesin hayatında şu sekans mutlaka vardır.

Evinizde ailecek izlenen bir filmde, bir dizide, tahtada beyaz karenin solda olduğunu gördüğümüzde, ailede bilmeyenlere dönerek, “seyretmeyin kardeşim şu filmi, daha tahtayı doğru dizememiş bu cahiller” deriz ve Clark’ı çekip salondan çıkarız.

Ve final:

Yorumcu yayının 24.dakikasında “Ya bir dakika bu boardda bir hata var” diyor.

Çetin Sel’in cevabı tarihe geçecek düzeyde:

“Ben beğendim bu rengi. Kiremit rengi !”

Ha hahaha haha haha ha !

Valla ben de !

Yalnız bir sonraki yayına Mukaddes Teyze’yi çağırın. Bu boardda tek eksik o.

Artık bıktınız ama yine yazacağım.

Bu ülkede her şey olabilirsiniz ! Bir şey hariç.

Ha ha hahaha ha !

KISA MEKTUP

Sayın Öney,

Yazılarımı okuduğunuzu zannediyorum, okumuyorsanız, ofisim sizin mekana 180 adım ötede, bu bölümünü kağıt uçak yaparak gönderebilirim.

Maruzatım şu:

Başkan olur musunuz bilmiyorum, bence olma şansınız yok.

Ama aday olan herkes bir etki yaratır. Bu kelebek etkisi de olabilir, bir sonraki seçimde insanların ders çıkaracağı bir kaybetme hikâyesi de. Yani kaybederken güzel bir hikâye yazabilirsiniz.

Ama hikâyeyi yazarken, karakter seçimlerini doğru yapmalısınız.

Size piyon diyen, “ceplemeye geliyorlar” ithamında bulunan, bu ithamla aslında bilinçaltı sürçmesi yapan bir kitleye, hak etmediği saygıyı gösteriyorsunuz.

Sizinle alay edecekler ve sizi aşağılayacaklar.

Çünkü bu kitle satrançtan nefret ediyor.

Siz “satranççılar yönetici olmalı” dediğiniz anda nasıl kudurup saldıracaklarını görme kabiliyetiniz olmalı. Yoksa bu yazıya konu olan yorumculardan farkınız kalmaz.

Yorumcular (ki satranççılıklarına söyleyecek ne sözümüz olabilir) 24 dakika, solunda beyaz kare olan tahtaya analiz yaptılar, siz de 9 ay, satranç kavramına bir hakaret olarak dünyaya gelen bu güruha övgüler yağdırıp, Kasım sonunda sonunda tahtayı tersinden analiz ettiğinizi anlayacaksınız.

Bir hikâye yazacaksanız, bir hikâye yazın.  

Kültür, teknik, spor, yöneticilik, yetenek bir yere kadar.  Konunun özü ahlak ve legalite. Gezdiğiniz yerde böyle bir sorun var. Sonra iş bittiğinde “Çok beğenmiştim bu rengi, kiremit rengi” demeyin.

——————————————–
Dipnot 1:

Türk Satrancının kısa vadedeki en ciddi sorunu cehaletin kanser gibi büyüdüğü Satranç Gönüllüleridir. Veli güzellemesi bu ülke satrancının kökünü kazıyacak. Ciddi satranççıların açık tavır alması lazım, bakın adamlar sizi aşağılayacak düzeye yükseldiler, siz hala savunmadasınız.

Bu konuyu defalarca yazacağım.

Seçim falan kazanamayacaklar, orada sorun yok. Ne güçleri var, ne kariyerleri, ne geçmişleri.

Dernek kirasını ödeyemeyen, yönetim kuruluna adam yokluğundan eşinin adını yazmak zorunda kalan, mesleği, uzmanlığı olmayan, en önemlisi satranç sevgisi, kökü olmayan bu sokak güruhu , satrancın anti-tezi, anti-maddesidir.

Dipnot 2:

Mizah, o tahtanın sol karesinin beyaz olarak ekrana yansıtılması değil. Yorumcu olarak hatta 2 yorumcu olarak oraya oturup, 24 dakika o tahtayı analiz etmek.

Videonun ilk 24 dakikalık bölümü “Sadece Türkiye’de Yaşanacak Garip Olaylar” diye yayınlansa, hit rekoru kırar. TSF uyuma !

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s