BİTLİS VAKASI (1)

Sanırım Kuşadası Turnuvasından sonra Türk Satrancı için en büyük kurumsal skandal bu.

Önce çok kısa yoldan bu skandalın ceza hukuku üzerinden nasıl izleneceğini yazalım, sonra da vakanın öncesine birkaç açıdan bakalım.

Bu vaka, yani “Bitlis’te Yapılmadığı Halde Yapıldı Gösterilen Şampiyona” çok yönlü bir suç. İddialar doğru ise sahtekârlıktan, örgütlü suça, kamu kaynaklarını usulsüz kullanmaktan, sahte belge üretmeye kadar gidebilecek derinlikte.

Özetle kamusal yönü olan, sonuçları tüm Türkiye’yi doğrudan etkileyen hatta uluslararası sahaya da (FIDE) tesir eden bir seri eylemden bahsediyoruz.

Keza bu tek parçalı bir suç değil. Basit anlatımla yazayım, silahı çekip bir kişiyi tek bir hareketle vurmak gibi tekil ve ani bir suç eylemi değil.

a) Zamana yayılan,
b) Sistem tarafından desteklenen,
c) Çok kişinin karıştığı,
d) İçinde birden fazla farklı suç eylemi barındıran,
e) Anlaşıldığı kadarıyla taammüt (önceden planlama) içeren,
f) En önemlisi ise, devlet sistemi ve kaynakları kullanılarak işlenen (suçu ağırtlatıcı faktördür), bir organizasyon suçu.

Klasik hukukçu lafı ile “takdir her zaman yüksek yargınındır” ama fikir belirtme babında ifade edeyim;  bir kişiden fazlasının planlayarak işlediği suçlar örgüt/çete kapsamında addedilir.

Burada da sporcusundan, hakemine, sistem girişi yapandan, kulüp yöneticine, ildekinden merkezdeki yönetici grubuna belki yüz belki de bundan daha fazla aktör var.

İyi anlatılması ve iyi anlaşılması durumunda –benim kişisel kanaatim- Savcılık ve yargı makamı, bir ceza hukukçusunun dahi sınıflandırmakta ve nitelemekte eksik kalacağı maddeleri çalıştırarak, kapsamlı bir iddianame düzenleyebilir.

Düzenlemesi de kamu açısından faydalı olur.

Peki, niçin idari başvuru yerine, Savcılıkta ceza şikâyeti düşünüldü?

Çünkü:

a) Bu nitelikteki eylemleri idari mekanizma üzerinden çözmek imkânsızdır. İdare her zaman vakayı çözmek yerine yatıştırmak eğilimlidir.

b) Diğer yandan burada tekil bir hileden veya bireysel suçtan söz etmiyoruz. Öyle olsaydı idari başvuru, tahkim, bakanlık her ne ise bu mekanizmalardan çözüm istenebilirdi.

Oysa burada herkesi aşan bir hacim var; teknik ve çoklu suç özelliği olan bir vaka bu.

Bu sebeple konu Savcılık üzerinden gitmeli. Şekil açısından bu bir mecburiyet, bu konu idari mekanizmada çözülemeyecek kadar görkemli.

Esas açısından ise, bu tür bir suç isnadının satranç âlemi dışında kalan bağımsız yargı mekanizmasında incelenmesi en sağlıklısı; bu, tarafsızlık ve incelemeyi yapana müdahale edememe gibi faydalar barındırıyor.

Ve en önemlisi, suç retoriği açısından:

Burada temel amaç, insanları yargılatıp içeri tıkmak değil.

Burada temel amaç, gelecekte bu hayali turnuvaların yapılmasına engel olmak. Buna cezanın caydırıcılık etkisi deniyor.

Bu dava açılmalı ve isnatlar doğru ise öyle bir yargılama yapılmalı ki hiç kimse gelecekte buna tevessül edemesin, yargılanacağını bilsin ve Türk sporu hayalet müsabakalar kabusundan geri dönülemez olarak kurtulsun.

SAVCILIK SÜRECİ

Eylül ortası sonu arasında Savcılık Makamına, vakayı izah eden kapsamlı bir dilekçe verilecek. Bu dilekçenin Eylül ortasından önce verilememesinin sebebi sorulabilir, ilki kapsayıcı bir konu olması ve emsal nitelikte olması sebepleri ile titiz hazırlanması gereğidir.

İkinci gerekçe ise bunu maalesef benim tekil olarak yapmam ve mesleki programımdaki başka işlerin içinde sıraya yerleştirmem.

Savcılık bu dilekçeyi okuduktan sonra iki önemli tasarrufta bulunabilir.

İlki, iddiaları ciddiye alıp iddianame düzenler ve ceza muhakemesine havale eder.

Bu aşama gizlidir, yani Savcı tarafları dinler, soruşturma kapsamını çizer ve sonrasında tayin edeceği kanun maddeleri üzerinden iddianameyi Ceza Hâkimliğine sunar.

Savcı kamunun avukatıdır, yargı makamı değil, bu sebeple aslında yapacağımız başvuru Savcı ve bürosunu, “kamu avukatı olması yönünde” harekete geçirmektir.

İddianame ne kadar sürede hazırlanır bunu Savcılık makamının iş yükü ve inceleme tekniği belirler. Çok ifadeli dosyalarda, bu süre bazen uzun olabilir hatta bir, birkaç yılı bulabilir.

Peki, kimler şüpheli (sanık) kapsamında olacaktır?

Bu da Savcının, eylemleri analiz etmesinden sonra, hukuk tekniği ile belirleyeceği kişilerdir.

Dilekçede TSF yönetiminin, hakemlerin, kurul üyelerinin, kulüp yöneticilerinin, sporcuların ifadelerinin alınıp yargılanmasını isteyeceğiz, ama değerlendirme Savcılığın olacaktır.  

Savcılık iddianame düzenlerse, bir ceza yargılaması başlayacaktır. Bu da (Savcının suçu nitelemesine göre) Asliye Ceza veya Ağır Ceza olabilir.

Yukarıda anlattığım kaba süreç, Savcılık Makamının iddiaları somut görmesi sonrasında bir iddianame düzenlemesidir. Ben kişisel olarak ve biraz da hukukçu sıfatıyla, bu raddeye gelmiş ve bu ölçüde ciddi bir vakanın, kovuşturulacağını düşünüyorum.

Bununla birlikte Savcılık, vakanın ve isnatların suç kapsamında olmadığını düşünerek, ceza davası açılması talebini reddedebilir. Buna –malumunuz- takipsizlik deniyor.

Bu olasılıkla üst makamlara (Ceza Mahkemeleri) itirazda bulunmak hakları söz konusu ve tahmin edebileceğiniz gibi, kullanılacağı açıktır.

Bu blogda, bahsi geçen kovuşturma süreci hakkında yorumda bulunmadan sadece haber niteliğinde bilgi vereceğim; Savcılığa başvuruldu, Savcılık dava açtı veya Savcılık takipsizlik kararı verdi gibi.

Nedeni, kovuşturmanın gizli olması ve yargı sürecinde yorum yapma yasağı olmasıdır.

Bu yazıları (1), (2) (3) sıralaması ile ve umarım ki üç haneli sayılara ulaşmadan aktaracağım 🙂 .

Bu çerçevede bahsi geçen iddianame veya takipsizlik sürecine kadar, akıl oyunları, kamu kaynakları gibi iki zevkli konu hakkında bir şeyler yazarım ve Eylül sonunu bekleriz.

Konunun yargı sürecindeki ilk başlangıç aşaması kısaca bu.

Bu fasılda son olarak şunu söyleyeyim, FIDE, Cumhurbaşkanlığı, ilgili Bakanlık, Spor Toto, İş Bankası gibi ana aktör kurumların da bilgilendirilmesi de eş zamanlı olarak yapılacak. Yani FIDE dahil tümü, bir yasal kovuşturma talebi olduğu konusunda bilgilendirilecek.

Tüm bu sebeplerle, bana kalırsa, TSF yönetimi bu konuda araştırma yapmamalı. Zira TSF yönetimi konunun temel sanığı.

Bir konunun sanığı, işlediği iddia edilen suçu araştıramaz. Zira delil karartabilir, kişilere etki edebilir, delil üretebilir. TSF tüm kurulları ile istifa etmeli (başta hukuk kurulu olmak üzere).

Ancak şurada kırk kişiyiz ve hepimiz biliyoruz ki kimse istifa etmeyecek.

TSF’nin kuracağı komisyon da özü itibariyle “Nasıl bir yol buluruz da bundan yırtarız” komisyonu olacaktır.

Yine de bunun için toplantı yapmaya, pastaneleri sabah mesaisine sokmaya, otel harcırahı ödemeye gerek yok. Savcılık Makamı bu konuyu herkesten iyi araştıracaktır.

HAYALİ ŞAMPİYONA İDDİASI ÜZERİNE ŞAHSİ GÖRÜŞÜM

Potansiyel yargı sürecinden söz ettikten sonra, hayali şampiyona iddialarının gerçek olup olmadığı hakkındaki kişisel görüşlerimi yazmak istiyorum.

Buradaki görüşlerimin teknik hali şikâyet dilekçesinde yer alacak, o yüzden burada da ifade etmekte hukuki bir sakınca yok.

1 – Suç psikolojisinde, suçlu davranışı açısından bir ilke vardır: İlk suç en zor işlenen suçtur.

Tersi de şu: Eğer bir suç tereddütsüz işlenebiliyorsa bunun temel sebebi, aynı suçun geçmişte sıklıkla veya kolaylıkla işlenmiş olmasıdır; yani bir tür suç alışkanlığı.

TSF bana göre bu eylemi hiç düşünmeden ve analiz etmeden gerçekleştirdi. Sebebi ise geçmişte bu tip başka hayali turnuvaların yapılmış olmasıydı.

Nitekim Malatya’da ve daha öncesinde Karaman’da hayalet turnuvalar yapıldığı yazılıyor. TSF ne bunları reddetti ne de isnat sahipleri hakkında disiplin süreci başlattı.

2 – Benim kişisel görüşüme göre TSF bu vakanın öncesinde şu unsurlara da çok güvendi:

a) Türk satrancında bir muhalefet ve baskı grubu yok (ki haklı),

b) Türk satrancında muhalefette pozisyon alanlar sistem karşıtı değil, pozisyon kovalayıcı.

c) Türk satrancında kişilerin sistemden beslenme alışkanlığı var. Bu da kafayı kaldıranı kısa sürede ikna etmeyi sağlayabiliyor.

Sistemden beslenme ve bunun getirdiği madde bağımlılığı (mecaz manada) kişileri frenler. Çocuğu için milli takım havuzu kovalayan adamın, Savcılıkta işi olabilir mi sizce?

e) Son olarak, Türk satrancında, doğrudan adliyeye gitme alışkanlığı yok, sistemde hukukçu, ciddi profesyonel ve baskı grubu yok.

Eldekiler en fazla iç idari yollara ve tahkime gidebilirler, tahkim de kontrol altına alınabilir.

Nitekim Mustafa Yelken canlı yayında “şike var” diye ağladıktan sonra bir daha konuşmadı.

SUÇ KARİNELERİ

Peki, bu suçun işlendiğine dair belirteler (karineler) neler?

1) TSF çok hızlıca cevaplayacağı iddialara aylardır cevap veremiyor. Oysa suçlamalar artık hakaret seviyesinde ve farklı birine bu denli sert konuştuğunuzda bunu gurur meselesi haline dönüştürür. TSF ise alttan alıyor.

Voleybol liginde amatör kümede 10 maçın yapılmadığı ama sahte belgelerle yapıldığı iddia edilse, Voleybol Federasyonunu cevap vermeyi kaç gün erteleyebilir?

Oysa verilmesi gereken cevap net: Turnuvadaki partilerin notasyonlarını gözümüze sokmak.

2) İstanbul İl Temsilcisi Yardımcısı Talha bey, Kağıt Oyuncusunun Oturma Odasında yaptığı yayına katılarak, “Bitlis’te böyle bir durum olmadığına inandığını” söylüyor.

İnanmak mı?

Tabii, 2 aydır, Hazreti İsa’nın göğe çekilmesini tartışıyoruz. Ben mesela çarmıha gerilenin İsa değil İskaryot olduğuna inanıyorum.

Yahu şampiyona oldu mu olmadı mı? Soru bu.

Olduysa notasyonlar. Olmadıysa, istifalar.

Bu kadar somut bir konunun “inanmıyorum” metafiziği ile cevaplanması için, über süper ve düper İl Temsilci Yardımcısı olmak gerekiyor herhalde.

3) TSF konuyu reddetmeyerek ve komisyon kurarak, suçu kabul ediyor.

Burası anlamlı.

TSF’nin konunun inceleneceğinin söylemesi, hatta bu konuda komisyon kurması da suçun zımni (üstü kapalı) kabulüdür. Çünkü vakanın inkar edilmesi çok kolaydır, notasyonlar gösterilir. Ama notasyonlar yok, bu turnuva da yok.

4) TSF’nin, bu kadar sert ve hakarete varan iddialara karşı –masum ise– derhal disiplin soruşturmaları açması ve ben dâhil herkesi Savcılığa şikayet etmesi lazımdı (hakaret ve altındaki ‘haksız suç isnadı’ gerekçesi ile).

Ama TSF bunu yapamıyor, hiçbir iddiaya hatta ağır hakaretlere bile cevap veremiyor.

5) TSF konu hakkında kendi resmi yerinden yani web sitesinden cevap veremiyor.

Şu ana kadar verebildiği iki pısırık cevap,  kâğıt oyuncusu ve uydu antenci İsmet Ergin’in Briç Satranç Televizyonu dediği saçmalıkta, başkan adına söylenen üç beş utangaç laf.

Bir de yine aynı yerde (uydu antencinin evinde oturma odasında) İl Temsilci Yardımcısı Talha isimli kişinin “ay ben inanmıyorum kardeş” mealindeki papaz duası. Yegane cevap bu.

TSF Başkanı, 30 Ağustos 2019 tarihli yazısında bu konuya tek bir kelime bile etmiyor.

Bu nitelikteki bir iddialar manzumesine kendi sahasından aylarca cevap veremeyen bir Kurum, kimi ikna edebilir?

Herhalde uydu antenci ile antencinin oturma odasında mülakat veren inanç sahibini.

Kişisel olarak bir müvekkilim bana “hayali dava açtın” dese ona tazminat ve ceza davası açmadan önce sopayla kovalarım. Bu her namuslu, evet vurgulayarak söylüyorum, her namuslu profesyonel için böyledir.

Profesyonellikte inanmak yoktur. Bir suçu işlemişsindir susarsın; veya işlememişsindir, ezer geçersin.

Fransisken keşişi gibi inanç dünyasına sığınmazsın.

CEVAP VERİLMELİ

Vakanın hakem ücretlerinin ödenmesi (ki suçu zincir suç haline getirir) gerçeğe aykırı beyan gibi yan efektleri var.

Yalan beyan örneğin, bu suçu kabul etmediği sürece inkâr anlamına gelir ve mevcut başkanın bugünkü durumu haline gelmektedir.  Başkan, yalan beyandan da yargılanabilir.

Bu yüzden ivedilikle doğruyu söylemeli !

“Bitlis’te Sahte Şampiyona mı Yapıldı” sorusuna cevap vermemekte direnen başkan, kamuya yalan beyanda bulunuyor olarak nitelendirilebilir, zira konuda günlerce cevap vermemek, aslında cevap vermektir.

DELİL KARARTILMASIN

Konunun yargısal sürece taşınacağını ifade ettiğimize göre, özellikle sahte notasyon veya maç sonuç kartları üretilmemesi gerektiğini de nasihat edelim.

Elbette olmaz ama, kazara bir sivri akıllı bu yönde telkinde bulunursa, bunu reddedin. Yeniden notasyon yazma, delil üretme (delil karartma) olur ki bu apayrı ve yeni bir suç ve yargılama süreci anlamına gelir.

Üstelik aylar sonra düzenlenecek sahte notasyon üzerindeki yazılar, basit adli tıp incelemesi ile tarih açısından tespit olunur.

Bir yazının eskiliğini grafolojik olarak ortaya koymak 1990’lardan beri uygulanan basit bir adli teknik çünkü.

Diğer yandan, onlarca sporcuyu sonradan böyle bir angajmana sokmak onları da tehlikeye atmak, var olan suçu iyice örgütsel kapsama çekmek olur.

Bu benden iyiniyetli bir nasihat. Ceremesi yaptırana da yapana da inanılmaz büyük olur.

BİR TRAJEDİ: BİZ ASLINDA NEYİ KONUŞUYORUZ?

Biz eskiden satranç konuşurduk.

Milenyumda para konuşmaya başladık.

Son 7-8 yıldır cehaleti konuşuyorduk.

Bugün ise suçu konuşuyoruz.

2 hafta sonra buluşmak üzere.

Ufuk Sezekkaplan
info@sezekkaplan.com

Dipnot: ELİNİ TAŞIN ALTINA SOKMAK SAÇMALIĞI

Bu lafı hiç sevmedim, çıkışı 1990’lar olan kötü bir plaza deyimi bu. Genelde, kim işten kaçmak isterse, kim palavra sıkıyorsa, ilk onun ağzından çıkmak gibi belirtici bir özelliği var.

Şimdi, bu nitelikteki bir vakayı Savcılığa şikayet etmek bakımından kim hak sahibidir?

Cevap: Herkes.

Çünkü, konu kamusal.

Ama STK konumunda olan dernekler özel statüleri nedeniyle öncelikle hak sahibi.

Zaten kaba mantık gereği, bir dernek niye kurulur? Herhalde küçük oğlanın milli takım havuzu işlerini veya  arka sokaktaki otellerde organizasyon kovalamak için değil.

Bir STK aslında sadece eylem yapmak, davalar açmak ve yasal süreçlerle otoriteyi hırpalamak için kurulur.

Ama bizim STK’ların günlük programı, yaşlı teyze reçetesi gibi her gün bir sendrom yazısı yazmak üzerine. Wikipedia sağ olsun, Stockholm’den gir, Kitty Genovese’den çık.

İyi de bu kadar atıp tutmak neden?

Seyirci kalmayın, mücadele verin, elinizi taşın altına sokun diye kime bağırıyorsunuz, whatsap grubundan başkanınıza mesaj çekmek bu kadar zor mu?

Savcıya şikayette bulunmanın maliyeti sadece dolmuş ücreti, harç yok. Buyurun sokun işte elinizi taşın altına. Ne de olsa satrancın gövdesi, omurgası, gönüllüsü, ağacı değil misiniz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s