BİR SUÇTAN BAHSEDİYORUZ, BILL !

Yazılarımın yorucu ve uzun olduğu yönünde haklı bir eleştiri var. Araya sıkışan birkaç somut vakayı dikkate alarak bu sefer kısa bir deneme yapalım o halde 😉 .

Biri “Akıl Oyunları” rezilliği olmak üzere üç farklı ve önemli konu var, diğer ikisi daha sonraya kalmak üzere en önemlisinden maddeler halinde ilerleyelim. İlk konu:

HAYALİ TURNUVALAR VE ÖRGÜTLÜ SUÇ

Süper lig dahil olmak üzere kısa süre önce gerçekleştirilen Türkiye Ligleri öncesinde, yapılması zorunlu olan il turnuvalarının bazılarının yapılmadığı tartışılıyor.

Dahası, yapılmış gösterildiği.

BÖYLE İSE :

Yani Malatya, Bitlis, Tatvan gibi yerlerde hayali turnuvalar oluşturulup sahte belgeler sisteme girildi ise,  özetle Devlet Eli ile organize suç işlendiği DOĞRU İSE :

1 – Bu bir örgütlü ve yönetsel suçtur.

Bu, yönetim kurulu başta olmak üzere, tüm ilgili ilgili yöneticilerin şahsi ceza sorumluluğunu gerektiren ağır bir suçtur.

Tüm Yönetim Kurulu, halen bu konuda soruşturma açmayan Disiplin Kurulu, Teknik Kurul ve tespit edilecek tüm ilgili kurulların üyeleri kovuşturulmalıdır.

2 – Konu sosyal ortamlarda işlenirken bir basit hata yapılıyor. Genelde sıradan insanın devletin içine karıştığı suçlarda düştüğü bilgi eksikliği veya yanılgı:

“Acaba TSF veya Başkan kandırılmış olabilir mi ?”

Olamaz.

Zira devletin alt organlarının işlediği bu nitelikteki suçlar, bireysel keyfi suç kapsamında değildir. Burada bahsedilen, kamuda doğurduğu sonuçlar nedeniyle:

“Türkiye Cumhuriyeti Devletin Bir Tüzel Kişiliğinin Eylemidir”.

O yüzden “Başkanın kandırılması” diye bir kavram veya sorumluluktan kaçma hali hukuken yok. Açık hukuk jargonu ile yazalım: Başkanın konuyu bilmemesi, bir ‘hukuka uygunluk sebebi’ değil.

3 –  İşlenen Kurum suçu, doğrudan başkan Gülkız Tulay’ın sorumluluğu altındadır.

TÜRK SATRANÇ FEDERASYONU YÖNETİM KURULU GÖREVDEN ALINMALIDIR

4 – Gülkız Tulay ve tüm yönetim kurulu üyeleri derhal görevden alınmalı ve soruşturulmalıdır.

Burada bireysel inisiyatif yoktur, görev esnasında görev sebebiyle işlenmiş örgütlü suç vardır.

5 – Kaldı ki kimse kimseyi kandırmasın.

Alt tarafın yani Malatya ya da Bitlis İl Temsilciliğinin keyfi hareketle Başkana ve bir sürü üst yöneticiye rağmen, en az 4 ay ülkeyi kandırabilmesi fiziken mümkün değildir.

Bu konuda en tepeden talimat alınmadan hiçbir il temsilcisi ya da alt düzey yönetici, sahte belge üretemez, sahte belgeyi sisteme giremez.

Çünkü üst düzey, sisteme girişi kontrol eden ve denetlemek görevi olan konumundadır. Buna yukarıdan izin verilmediği sürece, yakalanma korkusu nedeniyle hiçbir alt düzey memur bu hacimde ve teknik nitelikli bir suçu oluşturamaz.

Nasıl ki bir banka, veznedarının zimmet eylemi nedeniyle, mevduat hesabından parası çekilen kişiye “git veznedara sor” diyemezse, burada sorumluluk banka tüzel kişiliğinin ise, bu vakada da açık sorumluluk TSF Tüzel kişiliğinin yani yönetim kurulunundur.

Özet olarak, bu sistemde, Gülkız hanımın açık bilgisi ve rızası olmadan, merkezi sistemden 5 ay süre ile, olağanüstü bir gizlilikle, hiç kimse bu hacimde bir örgütlü suç işlemez.

Kaldı ki neden ve nasıl işlesin?

Bahsi geçtiği şekilde, fiktif turnuvalar yapıldı ise, bu en üst noktadan kotarılması zorunlu, en üstten planlanmış ve bilgilendirme içeren bir eylem özelliğindedir.

6 – Ceza hukukunda bu hallerde masumiyet karinesi ve ispat yükü yer değiştirir.

Gülkız hanım ve ekibi, Disiplin Kurulundan İl PGN Koordinatörüne kadar bu turnuvaların gerçekten yapıldığını ispat etmek zorundadır.

7 – Ancak sistem Gülkız hanım ve ekibinin kontrolundadır. Bu da sağlıklı bir soruşturmanın önünde teknik engeldir, zira yönetimin delilleri karartması ve yeni delil üretmesi gücü vardır.

Delil karartma nasıl olur?

Örneğin bu konuda ifadesine başvurulacak bir yarışmacı veya ailesi ile temasa geçilerek, bu kişilerin ifadesi bozulabilir. Bu, delil karartma örneklerinden biridir.

Delil üretme ise, sahte notasyon ve turnuva çizelgeleri üretmek ile gerçekleşebilir.

Bunların olacağını söylemiyorum ama ceza hukuku, delil karartması konusunda işi şansa bırakmaz. Görevden alma bu sebeple koruyucu bir tedbirdir ve işte tam da bu olay içindir.

Diğer yandan Yönetim Kurulunun görevden alınması, onların da aklanması için faydalıdır.

8 – Devlet, kamuoyunda infial uyandıran ve adı konmuş ‘örgütlü bir suç’ isnadını, isnat edilen kişilere bırakarak çözemez.

Bunu sağlamak için mevcut yönetici kadrosunun tümü görevden el çektirilmelidir.

Kuruma derhal Kayyım Heyeti atanmalı (ki heyet tamamen camia dışından, tarafsız ve vakayı hukuk ile muhasebe tekniği üzerinden çözecek bir ekip olmalıdır) ve duruma el konulmalıdır.

TSF Gülkız hanımın değildir, Türkiye Cumhuriyeti kaç milyon adamsa, o kadar kişinindir.

9 – Bu an itibariyle suçun işlendiği kamuoyunda kesin kabuldür, kamuda bu suçun işlendiği tartışma dışıdır. Bazı veliler ve görevliler, açık ikrarda bulunarak suçu somutlaştırmışlardır.

Özetle alt turnuvaların yapılmadığı, yapılmış gösterilerek evrak üretildiği ve bu evrakın sisteme girilerek resmi evrakta sahtecilik yapıldığı, hatta doğrudan sahte evrak yaratıldığı farklı kişi ve kanallardan devamlı ikrar edilmektedir.

10 – Konu idari birimlere (Bakanlık), Savcılığa ve FIDE’ye bildirilmelidir.

11 – FIDE Türkiye’yi uluslararası sistemden geçici olarak men etmelidir.

Durum ortaya çıkana kadar FIDE, Türkiye’yi uluslararası organizasyonlardan muaf tutmalıdır

(Margaret Thatcher’in holiganizm sebebiyle yasaklanan İngiltere Milli futbol takımının cezasının uzatılmasını FIFA’dan istemesi gibi. Thatcher, örgütlü suç ile kapsamlı mücadele edebilmek için, kendi ülkesi aleyhine, uluslararası yaptırımların uzatılmasını talep etmişti).

Çünkü bu konuda organize sahtekârlık, kurumsal şike ve örgütlü suç ithamları vardır ve asıl önemlisi, TSF halen resmi olarak tüm bu ithamları kesin olarak reddetmemiştir.

Resmi olarak “Bitlis’te ve Malatya’da hayali turnuva yapılmadı, bu turnuvalar gerçektir” denmemiştir.

Bu sebeple FIDE –ithamın muhatabının düzenleyici devlet Kurumu TSF olduğunu dikkate alarak- sorun hukuken çözülene kadar Türkiyeyi uluslararası yarışmalardan yasaklamalı ve “sanction” uygulamalıdır.

Hayalet turnuvalardan oluşturulan takımlarla organize edilen üst turnuva uluslararası niteliktedir ve sonuçları dünya satranç sistemi üzerinde etkilidir.

Katılan sporcuların tamamı, alttaki suç üzerinden gerçekleşen ve kökü butlan olan bu şampiyonada ELO kazanmış / kaybetmiştir. Konu dünya sıralamasını dahi etkiler özelliktedir.

12 – TSF konu hakkında net açıklama yapmalıdır.

Başkan tarafından yapılan ilk açıklama, suçu kabullenmektedir.

Başkan vakayı inkâr etmemekte,  alt düzeydeki memurlara yıkmaktadır.

Ancak idare ve ceza hukukunda bu bir kamusal suçtur. İlgili yöneticilerin ceza Mahkemesinde yargılanmasını gerektirir.

TSF diğer yandan bu suçu inkâr ediyorsa, açıkça alt turnuvaları sisteme yüklemeli, tartışma olmaksızın oynanmış tüm notasyonları ve orijinal imzaları ile yayımlamalıdır.

13 – TSF derhal disiplin soruşturmaları açmalıdır.

Ben dahil ! (zaten biraz daha beklerlerse ben kendi kendimi disipline vereceğim 🙂 ).

TSF, turnuvaların oynandığını ispat eden tüm belgeleri yayımlamalı ve eş zamanlı olarak bu konuda görüş beyan eden herkesi disiplin kuruluna havale etmelidir.

14 – TSF açıklama, soruşturma ve disiplin mekanizmasını harekete geçirmiyorsa, ucu Ağır Ceza Yargılamasına giden (bu bir şaka değil):

– Resmi evrakta sahtecilik,
– Kamu kaynaklarını kötüye kullanma,
–  Görevi Kötüye Kullanma başta olmak üzere,
– 6222 sayılı Kanun ve çok özetle “organize şike” suçu üzerinden

kovuşturmaya tabi tutulmalıdır. Bunun usuli ön adımı, TSF’ye Kayyım Heyeti atanmasıdır.

15 – Mevcut liglerin tamamı (düşme çıkma ve tüm sonuçları ile) derhal iptal edilmeli, tüm takımların maddi zararı karşılanmalıdır.

Oluşan maddi zarar Yönetim Kurulu üyelerine tek tek rücu edilmelidir.

Yönetim kurulu üyelerinin malvarlıklarına ihtiyati tedbir konulması talep edilmelidir.

Ağır mı?

Aziz Yıldırım, farklı bir spor branşı için bundan daha hafifi sebebiyle aylarca hapiste yattı. Suçun teknik adı “Örgüt Kurup Yönetmek ve Şike” idi…

Sporcular, tercümanlar, Şekip Mosturoğlu ve Serdar Adalı dahil yöneticiler, menajerler… Yargılamanın Yargıtay ayağının halen bitmediğini hatırlayalım.

Şimdi, nüansa gelirsek:

Aziz Yıldırım dahil yukarıda saydıklarımın hiçbiri, devlet yetkisini kullanan, devlet adına hareket eden kişiler değillerdi.

16 – TSF’nin tüm çalışanları, özellikle gönüllü çalışanlar, derhal istifa edin.

Tüm Kurul üyelerine tavsiyem, hemen bireysel olarak istifa etmeleridir. Çünkü konu Türk Yargısına, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve FIDE’ye taşınacaktır.

Hem de facebook gruplarında gevezelik eden “günün birinde yönetim değişir de çorbadan biz de içeriz” umudu ile yazan yancı, hazcı veya sözde muhalif tayfa tarafından değil.

TSF’de hiçbir zaman görev almamış, hiçbir bagajı olmayan sade bir vatandaş tarafından.

17 – İl temsilcilerinin niye kaldırılması gerektiğini savunduğumu şimdi anladınız mı?

Çünkü idare ile taban arasından köprü vazifesi kurması istenen İl Temsilcileri zamanla bir suçun maşası durumuna sokulmak istenmektedir.

Malatya’da ve Bitlis’te bu suçlar işlendi ise ortada örgütlü bir yapı vardır. Bu doğru ise, sisteme girilen fiktif turnuva sonuçları İl Temsilciliği üzerinden işletilmiştir.

Dünyanın hiçbir yerinde suça bu kadar açık bir laubali sistem yoktur.

İl Temsilcilikleri kapatılmalıdır.

18 –Sonuç, ağır ceza yargılaması gerektiren, kamu kaynaklarını, gücünü kötüye kullanan veya en azından bu konuda ciddi iddialar içeren bir vaka ile karşılaştığımız gerçeğidir.

TSF’ye kayyım heyeti atanmalıdır, tüm resmi görevi olanlar istifa etmelidir, yetkisi olanlar görevden el çektirilmelidir. TSF defter ve kayıtları incelemeye alınmalıdır.

Konu Kennedy (JFK) cinayeti özelliklerini taşımakta, çok failli, teşkilatlı bir suç yapısını çağrıştırmaktadır. Kamuoyunda suçun bir numaralı faili olarak devletin ilan edilmesi ise (yani devletin düzenleyicisi otoritesi TSF) kamu vicdanını ilgilendirmektedir.

Devlet suç işler mi demeyin.

Kennedy suikastının soruşturan Savcı Jim Garrison’un, “Burada Devletten Bahsediyoruz” diyen yardımcısına verdiği meşhur cevap şudur:

“Biz burada Devletten bahsetmiyoruz Bill. Biz burada bir suçtan bahsediyoruz”.

Ufuk Sezekkaplan
(info@sezekkaplan.com)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s